Orijinalini görmek için tıklayınız : Tempo-Ritm
ÖzgürSaglam
01-01-2005, 21:59
Selam, Biliyorsunuz sitemiz hackerlar tarafından çökertildi :evil: , FULAY adlı üyemizin gönderdiği yazıyı aynen yayınlıyorum. :)
Iyi gunler,
Galiba herkes birinin ilk mesaji koymasini bekliyor.
Sessizligi bozmak icin soyle bir konuyla ortaligi hareketlendirebilir miyiz:
Bir iki hafta once A.B.D.deki gitar forumlarindan birine Dr Sefa Yeprem'le ilgili bir entry girildi.Entryi giren kisi Dr Sefa Yeprem'in sitesinin adresini vemis ve sanatcinin muzigi üstüne yorumlarda bulunulmasini istemisti.
Ilk yorumu yazan kisi sanatcinin cok kabiliyetli oldugunu ama ritm/tempo konusunda bir sorunu oldugunu,flamenko calanlarin kompasa dikkat etmedikten sonra caldiklari muzigin iyi olarak nitelenemeyecegini soyledi.
Buna gelen cevap ise tam tersine, Yeprem'in Flamenkoyu gercek bir flamenkocu gibi caldigini, ozellikle duygunun cok iyi yansitildigini ve ritm kaymalarinin da duyguyu yogunlastirmak icin ozellikle yapilmis olduguna isaret etti.
Sonraki threadlerde konu genelde Flamenkoya, kompasa, ritmle ne zaman oyanabilecegine donustu. Sizlerin bu konudaki dusunceleri nelerdir?
Tempoyla oynamanin yararlari, zararlari nelerdir, yazili muzige ne ölcüde sadik kalinmalidir, sinir nasil belirlenmelidir?
Flamenkocularin yani sira klasik gitaristler de goruslerini yazabilirlerse,
iki ayri ekolun konuya nasil yaklastigina dair bir fikir sahibi olabiliriz saniyorum.
FULAY
ÖzgürSaglam
01-01-2005, 22:04
Herkese tekrar merhaba, FULAY adlı üyemizin yazısına karşılık benim göndermiş olduğum yazıyı tekrar yayınlıyorum
Merhaba,
Sanırım Fulay' ın bahsettiklerini şöyle düşüne biliriz;
Flamenko müzikte ritmin önemi tartışılamaz, gitar solo enstrüman olarak kullanıldığı gibi, neredeyse bir çeşit ritm enstrümanıdır.
Müziğin temposuyla oynamak her zaman her yerde yapılabilecek bir durum olmadığı gibi, klasik, flamenko müziğin değil diğer müzik türlerinin de kabul etmeyeceği bir durumdur. Eselerin zor bölümlerinde yavaşlayarak kolay yerlerinde temposunda çalarak hatta tize doğru gidildikçe hızlanılan bir tempo anlayışı kabullenilemez.
Bizim bahsettiğimiz bundan farklı bir durum Flamenko müziğin de önemli çalışmalar yapmış bir ustadan bahsediyoruz.
Flamenko müziğin, klasik müzikten en büyük farkının da makamların içerisinde bulunan gizliden gizliye sayılan, her bir makamın kendisine ait olan sayıları olduğunu biliriz. Bu sayılarla dansçıların dans ettiği ortamlarda tempo ve ritm konusunu sanırım yorumcu daha farklı ele alır.
Sola sazlarda sürekli tartışılan konular arasındadır tempo-ritm konusu,
Benim fikrime göre yorumcu tempo-ritm konusunu özel yerlerde, bilinçli bir şekilde, ve tekrar a tempoya döndüğü sürece bir problem yoktur.
Tempo-ritm konusunda yada teknik açıdan zorlandığınız konuları bizimle paylaşa bilirisiniz...Herkese iyi çalışmalar.
DrSafaYEPREM
01-21-2005, 18:03
Merhaba,
Hakkımda çıkan eleştirileri dikkatle takip ediyorum elbette. Ancak yapılan bazı olumsuz eleştiriler dikkatimi çekmedi değil doğrusu. Özellikle Bulerias hakkında yaptıkları “kompasın yer yer bozulduğu” yorumuna katılmam imkansız. Biliyorsunuz Bulerias lar 12 zamanlı kompaslardan oluşur. Ancak belli falsetaların üçlemeler üzerine kurulan alzapua tekniği içermesi, eğer altyapı olarak bir cajon eşliği yoksa belli bir noktadan sonra kompasın kopuyor olması gibi bir duyum oluşturuyor. Bu eleştiriyi yapan kişinin de video kayıtlarını izledim ve bahsettiğim kopukluk hissinden kurtulmak icin cajon loopları üzerine çaldığını fark ettim. Elbette bu da bir yol. (benimkine kıyasla daha popüler bir yol tabi…) Ancak benim hiçbir zaman böyle bir endişem olmadı. Eğer cajon veya palmas eşliği olacaksa bunlar gerçek müzisyenler tarafından yapılmalı.
Bazı eleştiri sahipleri söz konusu olan video kayıtlarının eğer bir stüdyo ortamında yapılmış olması durumunda çok daha farklı sonuçlar verebileceğini belirtmişler. Buna tamamen katılıyorum. Elbette İnternet ortamına indireceğiniz ses kayıtlarının veya video görüntülerinin gerçek bir albümde olduğu kadar pürüzsüz ve kaliteli olması düşünülemez. O zaman albüm yapmanın bir esprisi kalmazdı değimli… Sağ el tekniğim üzerine yapılan bazı eleştiriler üzerine şunu belirtmeliyim. Gitar müziğinde sağ elin serçe parmağının da kullanılmasıyla oluşan yeni duruş, tutuş ve buna bağlı olarak oluşan yeni ton anlayışının, henüz gitar severlerin alışık olmadıkları bir yapı olduğu anlaşılıyor. “Flamenko Sanatı ve Gitar” isimli kitabımda belirttiğim yeni teknik yaklaşım ile yetişen genç gitaristler, müziğimde yadırgandığı anlaşılan bu sistemi uzun vadede çok daha farklı bir noktaya ulaştıracaklar… Buna can-ı gönülden inanıyorum. Bu yeni tonu, otantik Flamenko ile ilgilenenlerin yadırgaması çok doğal tabi. Ama şunu belirtmeliyim ki ben “ben otantik Flamenkoyu çok sevmeme ragmen kendimi sadece onunla sınırlandırmaktan her zaman kaçınmış bir müzisyenim.. Yazd1klarimi incelerseniz ne demek istedigimi cok net gorursunuz...” Benim için asıl önemli olan, müziğin bozulmaması ve kişisel inisiyatiflerin, yorumlanan eserde (kendi eseriniz olsun veya olmasın) olduğu gibi sahneye koyulmasıdır. Özel olan da budur. Seyirci-dinleyici bunu beğenir veya beğenmez…
Alzapua tekniğim üzerine yapılan eleştirilere de katılmıyorum. Sağ el tekniği itibariyle “temel tirando pozisyonu” olarak isimlendirdiğim pozisyonla alzapua tekniğini uyguladığınız zaman elde edilen tonlar elbetteki otantik Flamenko tınıları gibi olmamaktadır. Ancak bunların hepsinin kontrolüm altında olduğunu ve bilinçli olarak bu tonların kullanıldığını söylememe, tekrar etmeme gerek yok sanırım.
Farruca konusundaki olumlu eleştiriler beni çok memnun etti. Güzelliklerin takdir edilmesi elbette çok sevindiriyor ama her zaman da dürüstçe davranılmıyor galiba. Amerika’dan Romanya’dan foruma katıldığı anlaşılan bazı kişilerin, parçadaki bir geçit arpejinin Roland Dyenes’in Tango en Skai isimli eserden “çALINDIĞI” iddiası ve bunun üzerine adeta bu konuda bir yaylım ateşi açmaları beni çok şaşırttı doğrusu. Eleştirilerin yöneltildiği konser kaydı benim 2004 yılında İŞsanat’ta verdiğim bir resitalin görüntüleriydi. Bir eseri çalmakla itham edilmek gercekten cok ciddi bir iddia!!! Eserin yarısını olduğu gibi alır üzerine de imzanızı atarsınız, evet o zaman “bu eser çalınmış” iddiasını anlarım, ancak burada sadece bir ölçülük bir geçit armonisinden söz ediliyor. Yüzlerce bestecinin eserlerinde (klasik müzikten jazza her çeşit) bu tip etkileri her zaman görürsünüz… Ancak sonuçta ortaya çıkan izlenim, Farruca için düşünülen o kadar fikrin hepsinin üzerine bir anda gölge düşürüyor…!!! çok güzel bir ata sözümüz vardır: “çamur at, izi kalsın!!!”…
Gitar müziği ile yakından ilgilenenler çok iyi bilirler ki bestecilerin birbirlerinin müziklerinden esinlenmemesi mümkün değildir. Ancak kişisel olarak belirgin bir gelişim sağlamak, uzun yıllar ve belli birikimlere tecrübelere ulaşmakla doğru orantılıdır. Bugün Vicente Amigo’nun ilk albümlerini dinlediğinizde birçok falsetada veya teknik pasajlarda veya “gecit armonilerinde” oldugu gibi Paco de Lucia etkisi görürsünüz. Ama kimse çıkıp da “-.. aaaa bu pasaj Paco de Lucia’dan çALINMIŞ!!!” demez. Bu tip eleştiriler özellikle yazdığım Farruca üzerinde olunca daha da bir dikkatimi çekti doğrusu. çünkü belirttikleri pasajın olduğu Rolan Dyenes’e ait “Tango en Skai” isimli eserdeki son ölçülerden bazıları da olduğu gibi H.Villa Lobos’un Etud No:1’indeki geçit armonilerinden oluşuyor…(!!!) Şunu da ayrıca belirtmeliyim ki sitemdeki Jorge CArdoso’ya ait olan “Tema Negro” adlı eserin son kısmında da aynı Tango en Skai’daki geçit armonisini görmeniz mümkün.(!!!) Elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin dostlar, Jorge Cardoso ve Roland Dyenes; Villa Lobos’un Etude 1’indeki arpeji şimdi “çALMIŞ” mı oldular??? Veya Vicente Amigo, Paco de LUcia’nın Rasgueo formullerini ve “remate” çözümlerini “çALMIŞ” mı oldu???
Burada biraz taraflı yaklaşılmış gibi geliyor bana ne dersiniz…
Sonuç olarak şunu belirtmeliyim ki bir gitarist olarak yaptığım işlerin dünyanın öteki ucunda tartışılıyor olması benim icin yabancı olduğum bir durum değil. Hakkımda yapılan olumlu eleştirileri memnuniyetle karşılıyor, olumsuz olarak söylenenleri de “insaf ölçütleri” dahilinde saygı ile karşılıyorum.
Hepinize selam ve sevgilerimi sunuyorum.
Dr.M.Safa YEPREM
http://www.safayeprem.com
merhaba ben flamenko gitar calmiyorum fakat iyi bir dinleyicisiyim ve ritmiyle melodisiyle teknigiyle kisacasi beni herseyiyle cok etkileyen bir tur...
ve nasil yapildigini merak ettigim ve hep yapmak istedigim bir sag el teknigi var...teknigin adini bilmiyorum ozur dilerim.... tanimlayarak anlatiyim.. sanirim sag elin tum parmaklari kullaniliyor ve asagi yukari o kadar hizli hareket ettiriliyor ki nerdeyse sag elin hareket ettigi bile gorulmuyor :) bu beni hep etkilemis ve sasirtmistir... tabi bu asagi yukari olan hareketin uzunlugu sizinde bildiginiz gibi ritmin uzunluguna gore degisiyor... tam ritm atarken sag el oylesine bir atak yapiyor ki melodiye buyuleyici bir hava katiyor .. sayin Safa Yerpem hocam acaba bana bunu anlatabilirmisiniz....simdiden tesekurler...
DrSafaYEPREM
02-22-2005, 15:55
Merhaba,
Sorunuz maalesef forumda anlatılamayacak kadar uzun ve önemli bir teknik konu.
Ancak, bu durumda sorunuzun cevabını “Flamenko Sanatı ve Gitar” isimli kitabımda bulmanızın mümkün olduğunu söyleyebilirim. Bemol Müzik Yayınları’ndan çıkan bu kitabı edinmeniz durumunda, içindeki VCD’ nin yardımıyla bu tekniğin tam olarak hangi şekillerde ve sıralarla yapıldığı hakkında yeterince bilgi sahibi olacaksınız.
Calismalarinizda basarilar diliyorum.
evet haklisiniz hocam gercektende goruldugu kadar karisik bir teknik
ben kitabinizi edinmeye calisacam fakat ben eskisehirdeyim ve burada bulabilirmiyim bilemiyorum...yinede tesekkur ederim...
sizede calismalarinizda basarilar...
birde turkiyedeki konserlerinizden bizi haberdar ederseniz cok sevinirim..
merhaba ..
benim pena konusundaki nacizane fikrim; tabiki sizin gibi ustadlarimin yaninda boyle laflar sarfetmek ne kadar dogru bilemiyorum... elbette pena tekniginin gitarda onemli bir yeri var...fakat bence pena tembel isi..yani orjinalligi bozuyor diyebilirim.. tırnaktan cikan tonla kiyaslama bile yapamam...cok parlak bir ses gibi gelsede bana verdigi zevk cok ham ve de duygusuz...belki agir bir elestiri oldu ama tırnakla calinan bir eserle penayla calinan bir esere duydugum saygi arasinda daglar kadar fark var..
bu yuzden surekli sag elimi nasil daha fazla gelistiririmin pesindeyim..
yenilikten bahsetmissiniz bence pena teknigi uzerinde yenilik yapmak cokta zor degil ama tırnak ve sag el teknigini gelistirmek, yeni birseyler bulmak cok daha zor ...
ben bir klasik gitar asigi olarak bu isi orjinal haliyle yapan sanatciya duydugum ozenti ve saygi bambaska...
bu arada bu isi show a donusturen kisileriyse yadirgamam(yani oyle bir hakkim yok zaten baska bir sıfat bulamadim ) fakat o, isin baska bir boyutu oldugu icin isi sayginligiyla yapan sanatcilarlada kiyaslama yapmam....
bilmem ne kadar dogru konustum ama bence boyle...... bence insan fizik sinirlarini zorlamali.. iyigunler..
selamlar saygilar....
mmico
Safa Hocam, (Adınızın başına "Doktor" unvanını eklemenizi egonuzu tatmin etme isteğine veriyorum. Gerçi akademik hayatta normaldir bu.)
Kitabınızın iki baskısını da edindim. Madem yeri geldi sizin serçe parmağıyla golpe vurmanıza değinmek istiyorum. Bu bana haddinden tiz geliyor. Yüzük parmağıyla vurulan golpeyi otantik olarak değerlendiriyorsunuz ama; kulağa da bence öylesi hoş geliyor. Bu elbette duyum meselesi.
İkinci olarak alzapua tekniğinize bir sözüm yok ama o da bana tiz geliyor. Ayrıca dinleyeni sıkacak uzunlukta.
Dolaylı yoldan öğrenciniz olan beni, lütfen sertlikle suçlamayın. Ben elimden geldiğince yapıcı olmaya çalışıyorum. Bir başka sitede "el_turco" takma adıyla daha da fazla şeyler yazmıştım, sanırım gözünüze çarpmıştır.
Konunun dışına çıkmış olabilirim, hatalarımı mazur görün.
ÖzgürSaglam
03-16-2005, 17:51
Sitemiz de çok sayıda akademik üye bulunmaktadır isimler sanal değildir. Lütfen bu insanlarla bir konuyu tartışırken üslubumuzu bozmayalım. Eğer Dr. Unvanı gibi diğer unvanları da tartışmak istiyorsanız yeni bir konu yazın belli bir “format” içerisinde düşüncelerinizi-eleştirilerini yazın, bundan keyif de alırız tartışmalara katılırız.
En önemlisi eleştiriler sayesinde kişilerin önleri açılabiliyorsa, bu eleştiriler insanlara yön veriyorsa, bizler bu eleştirileri başımızın üstüne koyar ve o yolda ilerleriz, tam tersi eleştiri kişinin önünü açmıyor, alanında ilerlemesini sağlamıyorsa biz bu eleştiriyi, eleştiri olarak kabul etmez, ancak öküzün altında buza aramak olarak kabul ederiz...Üyelerimize anlayışları için teşekkürederim...
DrSafaYEPREM
03-16-2005, 17:57
Govde vuruslari hakkinda sanirim ozellikle serce parmakla yapilan "sx" vurusunu tercih ettigimi zannediyor olmalisiniz ki "ax" vurusunun daha otantik oldugunu vurgulamissiniz. Sanirim burada bir yanlis anlama var. Ben bunlardan birini digerine tercih ettigimi hicbir zaman soylemedim. Herbirinin yerli yerinde kullanilmasi gerektigine inaniyorum ve bunu böyle kullaniyorum zaten. Sanirim ayni yanlis anlama alzapua kunusundada olmus...
ayrica;
---->(Adınızın başına "Doktor" unvanını eklemenizi egonuzu tatmin etme isteğine veriyorum. Gerçi akademik hayatta normaldir bu.) sözünüze istinaden;
Bunun sizi neden bu kadar rahatsiz ettigini merak ettim dogrusu?!!! Dünyanin her bölgesinde insanlar özellikle mesleki konularda kimliklerini oldugu gibi ifade ederler ve bu durum sizin verdiginiz gibi bir tepkiye asla yol acmaz... Asil problem; kim olduklarini acikca ifade etmeyen ve birtakim kisaltmalarin ardina siginarak, aklina gelen her konuda ileri-geri yorumlarda bulunabilecegini sananlarda degilmi sizce??...
bir kere ben de doktora yapsam gururla ve heryerde koyarım dr. ünvanını umarım yapacam da. ego tatmininden ziyade haklı bir gururdur bu benim gözümde. herneyse bunu geçelim.
Türkiye de flamenko eğitimi almak zorken, böyle bir kaynak için de dr. safa yeprem e teşekkür etmek lazım.
gelelim gövde vuruşlarına, sx veya ax zten pek de birbirinin yerine kullanılacak vuruşlar gibi gelmiyor bana. yapılamaz mı? yapılır. zaten ardışık parmaklar. olayı sese vurunca ise a ile vurulanın daha güçlü bir ses çıkartacağı malum. ama burada da kendi yazdığınız falsetalarınızda kullanırsınız ax sx . neyse;
alzapua ya gelince bence safa yepremin alzapuayı daha da iyi anlatması gerekir kitapta. öğrenirken zorlandım ve öğretirken de zorlanıyorum. ben ise sırf azapuadan oluşmuş bir parçayı dinleyebilirim ve bana da çok hoş geliyor, parçanın en önemli dinamiklerinden birisi oluyor kullanıldığında.
benim dr safa yepreme eleştirim yok mu var. ama de lucia yı bile yerden yere vuranlar varken yepremin de eleştiri alması normaldir. bence dr safa yeprem vcd sinden ve sitesinden izlediğim kadarıyla mekanik geliyor. ama sonuçta didaktik bir çekim. canlı olarak dinlemek hatta bir flamenko topluluğu ile dinlemek ve öyle karar vermek lazım. ama yaptığı iyi işler bunları gözümde ihmal edilebilir hale getiriyor.
ha şimdi denilebilir ki:
nedir bu yeprem i övme merakı? hayır efendim sezarın hakkı sezara diye bir laf vardır. en azından 4 leme alzpua diye bişey bulmuş adam. bugün flamenko bir klasik müzik değildir. yorum çok daha ön plandadır bence. notaya almak bile zaman zaman imkansızlaşırken herkes kendi tekniği ve hisleri ile çalar. yorum ağırlıkta olunca evrensel kriterler yerini kişisel beğenilere bırakır.
olay nerde sorun olur, bir almoraima yı pdl gibi çalmak lazım mıdır? yani aynı şekilde farksız. o zaman sorun çıkar. biri der ne kadar aynı o kadar iyi biri der ne kadar özgün o kadar iyi biri der bırakın sadece paco çalsın vs vs . her yiğidin gitar çalışı ayrıdır. kimi sevmez alzapuayı fazla kullanmaz, kimi de sokabildiği her yere koyar.
bence de paco pena nın rasgueadoları pdl nınkilerden daha temiz. ama pdl nin getirmiş olduğu havayı yakalayamamış bir vatandaştır kendisi. üstelik flamenko dinlerken müziğe değil de tekniğe zoom yapmak dinlemek midir, nasıl çalıyor lan bu diye bir merak mıdır, eleştiri için didiklemek midir?
bildiğim birşey varsa o da türkiyeden çıkma iki flamenko gitaristi dinledim. birisi ezgi anıl ki sadece albümü, ondaki çalışından kendisi de memnun değilmiş ki zaten vasat bir performans. ve arkadaşımın hocası. biri de dr safa yeprem. onu da ancak sitesi ve eğitim vcd sinden dinledim. olayı kıyasa vuracağımı bekleyenler bundan sonrasını okumasın. eğer ben bunların yanında daha fazla isim sayamıyorsam sorun oradadır. var daha fazla diyenler çıkarsa o zaman neredeler ne yapmışlar yapmışlarsa da saklıyorlar mı derim. sonuçta bu isimlerden de bir ispanyol gitarist performansını beklememek lazım. hadi ezgi anıl ispanyaya gitmiş eğitimini orda almış gelmiş, dr safa yeprem akademik olarak çalışmış, bir ispanyolu alın bizim bağlamayı öğrensin üstelik akademik olarak da çalışsın burada gitsin. sonra adamı eleştirmek için kıstas olarak çetin akdeniz i alın. bu saçmalamaktır. çünkü pdl den vicente ye p pena dan tomatitoya adamlar konuşmadan önce kompasları kapmış duya duya.
en azından kendisine umarım birgün şahsen teşekkür ederim ama flamenko sanatı ve gitar için buradan dr safa yeprem e teşekkürlerimi iletirim. bir de zamanında attığım maillere cevap verseydi.....
herseyden once DR. SAFA YEPREM'I alcakgonullugunden dolayi kutluyorum,bu kadar sert elestiriye karsi boylesine sakin ve olgun cevap vermesi bence gerçekten takdire deger bir davranis,
herhangi bir ülkede/sitede dinleyenleriyle forumlarda bu kadar ilgilenen bir gitarist daha yoktur,elestiri tabii ki olur fakatboyle saldiri niteligindeki elestiriler bence saldiranlarin kompleksinden kaynaklaniyor,
elestirmek cok kolay paco de lucia'yi bile elestirdiklerini dusunursek.....
(ayrica fi tarihindeki bir mailime DR.SAFA YEPREM ertisi gun cevap vermisti)
Bende konuyu sayın dr. Sefa Yepreme yönelik olarak yazmak istiyorum.
Sayın Hocam kitaplarınızı edindim vede çok yaralandım.Ama bence kitabın yazımı ve konuların dizilişi açısından basitten karmaşığa doğru daha açıklayıcı bir biçimde yazılmış olmasını tercih ederdim doğrusu istanbulda dışında yaşayan ve flamenkoya gönül vermiş çok sayıda genç var ama bu kişiler maalesef gerçek bir flamenko hocasından ders alma fırsatı bulamıyorlar ancak klsik gitar üzerine çalışmalar yapabiliyorumz bu nedenle sizn gibi değreli insanların araştırmaları ve ürünleri bizim için çok önemli ama kitaba bakıldığında etüd 1 bile kitabın arkalarında yer almış bence konu en basittten zora doğru kişileri çalıştıkça geliştirecek biçimde le alınırsa flamenko konusunda birebir ders alamyan öğrencilere daha yararlı olur diye düşünüyorum.(Bu konu okuduğum forumlardada başka arkadaşlar tarafından vurgulanmış) Bunun dışında hocamın çalışmalarını çok takdir ediyor ve ülkemiz adına yetişmiş bir değer olduğunu düşünüyorum saygılarımla.
asturias
09-25-2005, 21:54
flemenko gitara geçmeden önce klasik gitar eğitimi almak gerekir mi? :?:
DrSafaYEPREM
09-27-2005, 16:38
Kanımca "gitar"'a yeni başlayan bir öğrenciyi "Klasik" veya "Flamenko" gibi keskin çizgilerle sınıflandırmalara sokup yönlendirmek oldukça yanlış olur. Bu yönelme çalışmaların sağlıklı olarak devam etmesi ile doğru orantılı olarak zaman içinde rotasını bulacaktır. çünkü 20.yy sonu itibariyle gelinen nokta gösteriyor ki yeni gitar yazılarında bütün bu unsurlar halihazırda içiçedir (Klasik Müzik, Flamenko, Jazz, etnik unsurlar vs vs.) Bu unsurlardan belirli bir kısmını öğrenip geri kalanını öğrenmemek veya çalışmamak gibi bir lükse sahip değilsiniz eğer dünyayı yakalamak ve hatta geçmek istiyorsanız. Eğer Klasik Gitar müziği ile kastettiğiniz "Klasik Batı Müziği" ise (Daha özel bir tabirle Avrupa Müziği), her müzik tarzının olduğu gibi onunda kendine has dinamikleri vardır elbette. Kanımca bu, tarihi bir çalışma yapmaktan ileri gitmiyor. (Sözüm sakın yanlış anlaşılmasın, tarih çok önemlidir...) 1993'te Paco Pena ile yaptığım bir görüşmede; "Flamenko Gitara yeni başlayan bir gitarist nasıl teknik çalışır? hatta bu konuda yazılı herhangi bir metod tavsiye edebilirmisiniz?" diye sordum ve bana verdiği cevap çok ilginçti doğrusu; "Eğer teknik çalışmak istiyorsanız Klasik Gitar için yazılı olanları kullanmalısınız. çünkü egzersizlerin karakteri değişmez" dedi. Bu noktadan hareketle, fiziksel yapımızı en uygun şekilde kullanacak egzerzisler bütününü, eğer klasik gitar literatürü içinden veya flamenko veya bir başka yerden sağlayabiliyorsak neden olmasın ki?, kanımca flamenko ile de uğraşsak, klasik müzikle de uğraşsak, hatta cazz müziği ile dahi uğraşsak durumda bir değişiklik olmayacaktır. Yapacağımız egzersiz yine aynı egzersizdir. çünkü kullandığımız gitar bazı fiziksel farklılıklarla birlikte "Naylon Telli Gitar" olacaktır. Uğraştığımız müzik tarzının kendi yapısını doğru kavramak için elbette oyunu kuralına göre oynamak gerek ancak bunun başlangıç seviyesi için pek bir şeyi değiştireceğini düşünmüyorum. Somut bir örnekle sözüme devam edeyim, ister Bach yorumu yapın, ister Paco de Lucia, ister Rodrigo; apoyando, picado, tirando, tremolo, rasgueo vs vs. teknikleri yine aynı teknikler olacaktır. Sadece müziğin gereksinimine göre bunları nasıl kullanmanız gerektiği noktasında değişiklikler olacaktır zaman içinde...
Derbeder
10-01-2005, 23:59
Herkese merhaba.yaklaşık 10 yıldır gitarla uğraşıyorum son 6 yıldırda blincli uğraşıyorum..Dr.Sefa YEPREMİ ben 95 senesinde marmaranın sınavına girerken duymuştum.ozamanlar bilgiye açken ve sınav çömezi olarak kantiniN orda oturuken karşıma gitar çalan birisi geldi(sonradan kıraç oldu kendisi)..bana sefa diye birisi var ona gitmelisin onu bul demişti..marmaranın sınavını kazandım ama başka bir univerisiteyi seçtim..ve burda 3 sene hocasız kaldıktan sonra rafi arslanyanın eski öğrencisi benimde gerçek anlamdaki ilk gitar hocam olan niyazi güdersoyla tanıştım..ama hala sefa yepreme ulaşamadım..derken izmirde ezgi anıl ismini duydum yakın olduğu için ona gittim ve 7 ay kadar kendisiyle çalışma şansını elde ettim..daha sonra cem duruözün master class sınfına katıldım vs vs.....neden bu kadar şeyi yazdığımı anlatmak istiyorum gitar dünyasında gördüğüm 2 kitle var 1.yetenekli ama diğerlerini çekemeyenler.2Yetenekli ama herkesi ve kendisini olduğu kadar kabul eden ve sadece bu işi sevdiği için yapan kimseyle bi şey yarıştırmayan kitle..Cem hocanın dedği bir cümle geliyor aklıma''yeteneğin ve çalışma azmin varsa gitarsit olabilrsin.ama içinde yoksa ne kadar uğraşsanda adam olmazsın onun için ilk önce insan ol sonra gitarist olursun'' o yüzden Dr.sefa YEPREME yöneltilen eleştirilerin yıkıcı olan bölümlerini gitarsit olan ama adam olmayan kişilerden geldiğini düşünüyorum.belki biraz ağır bir itam..herkesin ve herşeyin gelişmesi gereken eksilerin normal olduğu ve ölene kadar hayatımızdaki eksileri hep artıya çevirmeye çalışan canlılar olarak..yıkıcı ve acımasız olan hiçbir eleştiriyi doğru ve gerçek bulmuyorum.bu arada SEFA HOCAM hala size uzaktayım umarım bir gün sizinle çalışma şansını yakalarım herkese sevgiler....
CemGunenc
09-22-2006, 20:44
Öncelikle okuduğum bazı yazılardaki negatif enerjiye çok üzüldüğümü belirtmek istiyorum.Moderatör olmadan öncede bu forumun üyesiydim bugüne kadar böyle negatif bir enerjiyi hiç hissetmemiştim ve bu tarz bir yazıyla karşılaşacağım aklımın ucundan bile geçmezdi.
Cümlelerime nasıl başlayacağımı bilemiyorum şu anda üzüntüden ellerim titriyor o yüzden sanki siz karşımdaymışsınız sizle konuşurcasına yazmak istiyorum.Müzikal dönemleri incelediginiz zaman her dönem arası muazzam bir kaynaşma noktasını görebilirsiniz etkilenme müzikte çok net görebileceğiniz bir öğedir.Dyens den açılmışken Roland Dyensin müziğini incelediginiz zaman onun bestelerini anlamanin en iyi yolu onun dinledigi muzikleri incelemektir Fransız şarkıları dinlemeniz lazım Brassens dinlemeniz lazim Brassens gitarıyla şarkı söyleyen bir fransız şarkıcısıdır Django Reinhart dinlemeniz lazim Fransiz çingene jazz gitaristidir sonra Dyensin yaptigi transkripsyonlari inclemeniz lazim.Tüm bu ön çalismayi yapin sonra şunu diyeceksiniz aaaaa gitar konçertosunun 2. bölümü komple reinhatra ait aaa libra sonatina brasenns temalari valse en skai kaliplari chopin transkirpsyonlarindan alinmis.Her eserinin hangi temalardan ciktigini size aciklayabilrim konu bu degil .la si do mi sol bir geciti (Melodi bile değil bir geçki sadece)isteyen herkes kullanabilir bunun patenti ne dyense ait ne baska birine zaten reinhart ın muzigini ciddi bir sekilde inceleyen herkes o kalibin başka tonlardan olanlarini bulabilir.Yeprem'e çaldı demek çirkin bir iftiradan başka birşey degil bu konuda o yorumu yapan arkadasi suclamiyorum onun hocasi kimse onu suçluyorum öğrencisine nasil bir donanim kattiki böyle cahilce bir yorum yapabiliyor o kişi.
Flamenko çalışmalarına gelince ileri derece almanca ve ingilizce bilgim var bu dillerde çok flamenco metodu inceledim.Hiç birinde Yepremin kitaplarındaki kadar Bilimsel analizler yapilmamis Yeprem her stili bilimsel çerçevede incelemistir.O çalişmalardan tam yaralanabilmek için bireyin ön bilgiye sahip olmasi gerekmektedir.Kulaktan tabla çalma ile Analiz,Notasyon,Armoni,Form bilgilerini kullanarak calma arasinda ciddi bir fark vardir.Yeprem o kitaplari müzik biliminin disiplinlerine bağlı kalarak hazirlamistir.Ve bunu yani sıra bir çok komplike konuyu basite indirgeyerek anlatmistir.Flamenko müzigini incelemek isteyen o teknikleri öğrenmek isteyen bir klasik gitarst içinde tek kaynaktir bence.
Yepremi çok övdüm burda şöyle düşünebilirsiniz bu adam Yeprem hayrani ;evet doğru düşündünüz ben Safa Yepreme hayranim.Yeprem in adı geçtigi zaman onun icin kendi stilini bulmus gitarst derim.Ricardo Moyano kendisine Free Guitarist dedi .İnsanlar onu hep kaliba sokmaya calisti latin gitarst dediler baska seyler dediler sövdüler üstün yetenegine camur attilar .Bir kiside demedi 10 sene madrid konservatuarinda klasik gitar egitimi almis smokinli klasik gitar restallerini vermis rönesans müziğini incelemis ,barok müzigi incelemis Jazz egitimini almis tüm bunlari da akademik sekilde tamamlamis artik tum bu kaliplari asmis kendi istedigi müzigi yapan gitarst demedi.Onun icin nota bilmez tabda yazmayi bilir diyenlere bile ben şahit oldum.Ne oldu sonunda bu yaz gitti Ricardo iste .Artik Ricardo yok tüm memlekete hayirli olsun.Sefa Yeprem de onun kadar değerli bir gitarist fransada doğmuş olsaydı %100 eminim tüm türkiye dinler hakkinda cok farkli konusulurdu.Yada şu anda Amerikada olsa bağlı olduğu üniversite onun beste yada araştırma yapmasi için fonlar hazırlardı .Tüm çalışmalarını kendi maddi manevi imkanlarıyla yapıyor Yeprem onun karşılık olarak istedigi birşeyde yok ona tek vermemiz gereken sevgimiz motivasyonumuz eminim oda baska birşey istemiyordur.Dr sıfatı hakkındada konuşmak istiyorum dünyada Klasik Gitar üniversitelerde Konser Gitarstliği diye öğretilir Türkiyenin şartlarini biliyorsunuz yazdigim konser yazisinda resimlere bakin yaziyi okuyun bizim konser gitarstlerimiz bu şartlarda yapiyor bu işi ve o sahneye çikip el de gitarı tutup insanlarin karşısında bile durmak çok zor bişeydir.O sahneye çıkın ağustos sıcağıdna elleriniz buz gibi olur gitarın ağırlığı 100 kilo olur.Cem yılmazin dediği gibi "Buraya gelin adınızı söyleyemessiniz bura öyle bir yer".Ülkemizin şartlari sosyal ekonomik durumu ortada gitar teknigimizin
ne oldugunu you tube da ki coluk cocugu bile izlerken görebiliyoruz.Tüm bunlardan dolayı Yapılan yorumlar eleştirilerin daha güzel olmasini diliyorum eskiden meyva veren ağaç taşlanırdı şimdi meyva vericek ağaç kökünden sökülüyor.Bunun ego ile ne alakası olabilir 15 senelik akademik çalışmanın emegin sonunda elde edilmis bir ünvandir bunu egoya bağlamak yerine muhattap olduğumuz insanın nasıl bir kişi olduğunu kavramaya çalışıp cümlelerimizi ona göre kurarsak 2 taraf içinde de daha verimli olacağına inanıyorum.
Bayağı uzattım cümleleri içimden geldiği gibi konuştum ama yukardaki bazı cümleleri okuduktan sonra inanın türkiyede müzikle uğraşmaktan bir kez daha soğudum keşke doktor olsaydım dedim 15 senede tıpa emek verseydim en iyi operatör olurdum dedim sonuçta her müzisyen bu işe zorluklar çekeceğini bile bile giriyor hedef kitlesinin böyle acımasız kırıcı eleştirilerini görünce hevesi bir kez daha kırılıyor.Saatlerce yazabilirm size ama bu seferlik bu kadar olsun.Tüm KlasikGitar.org daki arkadaslarıma selamlarla
fernando
09-23-2006, 14:36
Tebrik ederim seni cem..Ellerine ve diline sağlık..bir taşla iki kuş..
saygılar..
vorsivore
12-24-2006, 20:34
siz bu ülkenin gururusunuz,eleştiriler sizi yıldırmasın
vBulletin v3.8.4, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.