ÖzgürSaglam
02-26-2008, 09:39
Müzik ve Yarışma
Müzik tıpkı diğer sanat dalları gibi var oluşundan bu yana kendisini yaratan insanoğlunun doğasını ve yaşantısını ifade ediş şekli olagelmiştir. Sadece oluşturduğu dille değil varlığını sürdürme şekliyle de içinde yaşadığı kültürlerin ve insanoğlunun yapısıyla bir bütündür ve “rekabet etmek” insan doğasında var olan en güçlü güdülerden birisidir. Tarih boyunca büyük virtüözlerin yaptıkları müzik düelloları, müzisyenlerin parayla tuttuğu alkışçı ve yuhalayıcılar, günümüz caz müziğindeki “gemsation” veya halk kültüründeki “aşık atışmaları” gibi örnekler bu güdünün müzikte bulduğu vücutlardır. Gittiği her konserde seyrettiği konseri eserler ve performans açısından kritize edip zaman zaman da seyrettiği diğer performanslarla karşılaştırmak tüm seyircilerin doğal davranış şeklidir. Dolayısıyla başlığında “yarışma” olsun ya da olmasın müzikle rekabet her zaman yan yana var olmuşlardır.
Günümüz yarışmalarının en büyük farkı ise seçilmiş bir gurup jüri ve çeşitli kurallarla çerçevelenip neredeyse bir spor müsabakasına benzer şekilde birinci, ikinci gibi resmi derecelendirmeler yapmalarıdır. Aslında soru işaretleri de bu noktada ortaya çıkmaktadır; Bu güne kadar hiçbir aklı başında müzisyenin iyi bir müzisyeni kötü, kötüyü de iyi olarak nitelendirdiğini duymadım. Genellikle problem iyilerin içinde en iyisinin hangisi olduğuna karar verme aşamasında yaşanır. Müzik konusunda seçim yapmak çoğu zaman dinleyenin bakış açısına, önceliklerine ya da ince damak tadı farklarına bağlı bir olgudur. İşte bu noktada yüksek seviyedeki birden fazla icracının sıralaması yukarıdaki olgulara bağlı olarak göreceli ve/veya değişken olabilir. Hatta tek bir jüri üyesi bile farklı özelliklere sahip müzisyenler arasında kesin bir tercih kullanmakta hayli zorlanabilir.
Seçim yapmadaki bu güçlükler belli dayanak noktaları olan bir ölçütleşmeyi gerekli kılmıştır. Ciddi yarışmaların jüri üyeleri çoğunlukla, yazılı olmayan bu kriterlere dayanarak değerlendirmelerini yapar ve kararlarını verirler. Bunlar genel olarak ton kalitesi, teknik seviye, sitil, müzikalite, repertuar seçimi ve sahne hâkimiyeti gibi unsurlardır. Biraz sonra daha ayrıntılı bahsedeceğim bu ölçütleme daha ayakları yere basan, temellendirilebilen bir değerlendirme yapabilmeyi sağlar. Yine de yarışmalar bazı olumsuzlukları da beraberinde yaratmışlardır;
Özellikle tüm bu kriterlerin içinden en görecelisi sayılabilecek olan müzikalite ve sitil özelliklerini iyi, kararında yansıtma aynı zamanda müzisyenin kendi müzikal kişiliğini ve bakış açısını da gösterdiği kriterdir. Fakat bu noktada esere farklı bir bakış açısını ya da kişisel tercihleri cesurca yansıtmak jüri üyelerinin bazılarının hoşuna gidecek, bazılarınınsa bakış açısına tam anlamıyla uymayan bir yorum ortaya çıkaracaktır. Tek bir jüri üyesinin bile vereceği puanın büyük etkisi olan yarışmalarda birçok yarışmacı doğal olarak bu riski göze almak yerine analitik çözümlemeye dayalı son derece kontrollü ve muhtemel risklerden (hem teknik hem de yorum anlamında) uzak bir icrayı tercih etmektedirler. Dolayısıyla çalınan eserlerde benzer seçimlerin yapıldığı standart icralar ortaya çıkmaktadır. Böylece tabir yerindeyse suya sabuna fazla dokunmayan, birbirinden ayırt etmekte zorlandığımız ama yüksek performanslı ve akılcı bir müzisyen tipi de doğmuştur. Aslında bu durum, zaman zaman seçim yapmanın çok zor olduğu büyük yarışmalarda jürinin de işini kolaylaştırır; sonuç olarak aynı cinsten lezzetleri birbirleriyle kıyaslamak farklı lezzetlerden birini seçmekten daha kolaydır. Yinede bütün bu saydığım zaaflarına rağmen yarışmaların günümüzde üstlendiği işlev farklı ve oldukça da hayatidir.
Günümüzde tarihte hiç olmadığı kadar çok sayıdaki klasik müzisyen dünya sahnelerinde konserler vermektedir. Bir de buna her yıl eklenen yüzlerce genci katarsak zaten müzik sektörü içinde küçük bir payı olan klasik müzik arenasında, yeni gelenler için tutunmanın hiç de kolay olmadığını söyleyebiliriz. Klasik müziğin pop kültürünün aksine müzisyenleri kısa sürede tüketen değil de, yıllar geçtikçe değerini arttırıp yerini sağlamlaştıran bir yapıya sahip olması gençlerin işini daha da zor hale getirmektedir. Ciddi festival, orkestra ya da konser salonları doğal olarak büyük ağırlıkla ünlü, yıllanmış müzisyenleri tercih etmektedirler. Diğer konser mekânlarında da benzer bir şekilde büyük bir rekabet söz konusudur. İşte bu noktada çağımız yarışmaları genç yetenekli müzisyenlerin kendilerini gösterip kariyere başlamaları için bir çıkış yolu olma işlevini üstlenmiştir. Bu organizasyonlar katılan genç müzisyenlerin bir taraftan kendisini ilerletme ve üst seviyedeki standartlara ulaşma çabasını arttırarak kişisel gelişimini desteklerken, diğer taraftan konser, festival organizatörleri, ünlü öğretmenler, virtüözler ve kendi kuşaklarından birçok müzisyenle tanışmasını, kendisini göstermesini sağlayan bir ortam yaratmıştır. Organizatörlerse çok sayıda genç yeteneği bir arada dinleyebilecekleri ya da biyografilerinde yazılı yarışma ve derecelerinden, karşısındaki müzisyenin niteliğini daha doğru değerlendirebilecekleri imkâna kavuşmuştur. Hatta günümüzde bazı üst düzey icracılar devamlı olarak ödülü yüksek yarışmalara katılıp para, konser turları ve CD kayıt imkânları kazanmak yoluyla yarışma kariyerinde bir anlamda profesyonelleşmişlerdir.
Yarışmaların kazananları sadece dereceye girenler değil aynı zamanda kendisini seyredenlerin dikkatini çekip etkilemeyi başaran tüm katılımcılardır. Gerek müzisyenin iç disiplinini ve sahne kontrolünü geliştirme, gerekse müzik organizasyon ve çevrelerinin içine girebilmeyi sağlama özellikleriyle yarışmalar günümüzün genç yetenekleri için kolayca bir kenara itilemeyecek fırsatlar sunan bir olgudur. Hazırlığı ve katılması özellikle genç müzisyenlere teknik, müzikal ve psikolojik açıdan paha biçilmez değerde edinimler ve deneyimler kazandıran yarışmalar müzik dünyasında genç müzisyenlerin kendilerini geliştirme ve kariyer yollarındaki en önemli unsurlardan biri olarak yerini almıştır.
Ülkemizde ise hem sayı hem de tüm bu fonksiyonları üstlenen nitelikteki yarışmalar son derece azdır. Yarışmaların katılacak gençlere hem kariyer hem de maddi kazanımlar vaat etmesi onlara olan ilginin Türkiye’de de artmasına sebep olacaktır. Ayrıca öğrencilerimizin yurt dışındaki yarışmalara da katılmaya teşvik edilmesi dünyadaki seviyenin farkında daha bilinçli bir kuşak oluşması için son derece önemlidir. Önümüzdeki yıllarda yurdumuzda da öğretmen, öğrencilerin yarışma kültürünü daha da iyi anlayıp destekleyeceklerine ve geliştireceklerine inanıyorum.
Yarışmaya Hazırlanırken
Yarışma kariyerine başlamak isteyen bir müzisyen için dikkat edilecek ilk nokta doğru ve mükemmel zamanı beklemekle vakit kaybetmemektir. Yarışmalar tecrübeyle performansınızı arttıracağınız bir alandır ve bu işe ne kadar erken başlarsanız o kadar yol alırsınız. Bu noktada yarışmacı adayının yapması gereken kendisi için en uygun yarışmaları seçmektir. İnternetten ya da çevrenizin (öğretmeniniz, arkadaşlarınız vs…) tavsiyeleriyle şartları sizin repertuarınıza ve seviyenize uyan katılmayı ekonomik olarak karşılayabileceğiniz yarışmaları saptayıp seçebilirsiniz. Yarışmanın seviyesini anlamakta istenilen programlar ve verilen ödüller fikir verecektir. Özellikle yüksek ödüllü ya da ilgili çalgı aleti seviyesinin yüksek olduğu bölgelerdeki yarışmalar genellikle çok sayıda iyi enstrümancıyı kendine çeker.
Katılacağınız yarışmayı seçtikten sonra çalışma aşaması başlar. Eserlere çalışırken yukarda da bahsettiğim özellikle dikkat etmeniz gereken ölçütleri açmak istiyorum.
Tüm ölçütleri özellikle klasik gitar dalında ele almama rağmen aşağıda belirteceğim konuların çoğu belki de hepsi aslında tüm enstrümanların için geçerlidir.
Repertuar Seçimi: Yarışmada repertuar seçimi son derece önemlidir. Her şeyden önce ve her zaman birinci kural olarak tam anlamıyla iyi çalabileceğiniz eserleri seçmeye dikkat etmelisiniz. Yinede bunun bir resital değil yarışma olduğunu ve çalışı garantiye almak için fazla kolay eserler seçmenin size daha zor eserleri güzel çalabilen yarışmacılar karşısında dezavantaj oluşturacağını unutmadan dengeyi bulmalısınız. Çalacağınız eserlerin farklı karakterlere sahip olması ve farklı müzikal ve teknik özellikleri barındırması da kendinizi her yönden göstermeniz açısından bir avantaj oluşturacaktır.
Yarışma organizasyonu tarafından özel olarak istenilen eserlerin dışındaki repertuarınızda yeni program çıkarmaktansa elinizde bulunan ve daha önce konserlerde çaldığınız sağlam eserleri tercih edin ve yarışmaya kadar da mümkün olduğunca çok insana ve/veya konserde çalmaya çalışın. Unutmayın ki kimse sizi eserleri ne kadar kısa sürede çıkardığınız için takdir etmeyecektir. Sahnede önemli olan çaldığınız eserleri ne kadar güzel çalabildiğinizdir.
*Ses Üretimi, Kullanımı - Ton: Dinleyicilerimize çıkardığımız seslerle ulaşırız. Dolayısıyla enstrümanımızdan ürettiğimiz sesler yani sonoritemiz son derece önemlidir. Jürilik yaptığım yurt dışı ve yurt içi yarışmalarda yarışmanın başlamasından saatler sonra dikkatim dağıldığı bir esnada bile güçlü ve özel tona sahip yarışmacıların ilk saniyelerden itibaren tüm dikkatimi üstlerine çektiğini söylemeliyim. Nasıl bir tona sahip olacağınız kişisel bir seçim gibi gözükse de genel anlamıyla müzikal hatların dengeli ve net duyulduğu, pürüzsüz, zor pasajlarda kalitesini kaybetmeyen güçlü bir tonu ideal olarak tanımlayabiliriz. İster yumuşak, sıcak, yuvarlak ister köşeli, sert, net sesleri tercih edin, ürettiğiniz tonun hacimli olması, pianisimmo dan fortesimmo ya kadar tüm nüans basamaklarında netliğini ve kalitesini kaybetmemesi çok önemlidir. Ayrıca gitarın sahip olduğu ses renklerini (ponticello, tasto, pizz vb.) geniş bir yelpazede ve etkili elde edebilmek müzikal ifadenizi arttıracakdır. Ton üretimiyle ilgili hedeflerinize tıpkı teknikte olduğu gibi ancak uzun süreli bir uğraşın sonucunda dikkat ve çaba ile ulaşabilirsiniz.
Teknik: Teknik legatolar, arpejler, gamlar, staccatolar, müzikal hatları kontrol edebilmek, temiz ve hatasız çalabilmek ve daha birçok unsurun toplamıdır. Tekniği sadece hızlı ya da zor eserler çalabilmeyle ölçmeye çalışmak oldukça eksik olacaktır. Yüksek seviyede bir teknik hayalimizdeki müziği üretmek için vazgeçilmez bir gerekliliktir ve bunu geliştirmenin tek yolu çok uzun süre disiplinli ve akıllıca yapılan sıkı çalışmadır. Sahnede fiziksel performans (ustalık ve hâkimiyet) istediğiniz müziği aktarabilmek için birinci derecede önem taşıyan ve çoğu zaman dinleyiciyi de fazlasıyla cezbeden bir özelliktir. Enstrümanınız üstünde tekniğinizi mümkün olan en yüksek seviyesine çıkartmak hayati önem taşısa da amaçla aracı birbirine karıştırmamak ve bu çalışmayı müziğinize hizmet etmesi için yaptığınızı hiç bir zaman unutmamanız gerekir.
Müzikalite: Tüm çalışmaların nihai amacının iyi müzik yapmak olduğunu düşünürsek müzikalitenin diğer ölçütlerin içinde özel bir yeri vardır. Müzikaliteyi iki bölüme ayırabiliriz:
Birincisi daha çok bir edinime, bilgi birikimine, analiz yeteneğine dayanan entelektüel kısmıdır. Analiz; partisyonu içinde yer alan tüm müzikal terimleri, nüans ve her türlü tekstiyle doğru eksiksiz bir şekilde okumak ve eserin müzikal yapısını mükemmelen anlamayı içerir. Bunun dışında çaldığınız eserin karakteristik özelliklerini, biçem özelliklerini ya da dönem özelliklerini ve benzerini çalışınıza yansıtmak yani yüzlerce yıllık klasik batı müziği kültürünü öğrenmek, anlamak ve doğru yorumlamak bu düşünsel bölümün bir parçasıdır.
İkinci kısımda ise büyük bölümü tanrı vergisi yeteneğe bağlı olan; tüm bu fikirleri verilmiş kararları ne kadar doğal, kalpten ve estetik bir biçimde bir araya getirebilmeniz, kendinizi ifade edebilmeniz söz konusudur. Bu sonradan kazanılamayacak bir yetenektir. Eğitimle ancak, sahip olduğunuz yeteneği doğru yönlendirir ve geliştirilebilirsiniz. Kullandığınız nüans, renk, artikülasyon, müzik kültürü ve tüm müzikal öğeler sizin bu özelliğinizin katalizörlüğü ile estetik bir yapıya ulaşır ve bir bütün oluşturur.
Müzik, anlattığı hikaye ister somut isterse soyut olsun insanoğlunun kullandığı dillerle hem yapı hem de işlev olarak bir çok benzerlikler taşıyan bir lisandır. Sahnede müzik yaparken aslında usta bir “hikaye anlatıcı” gibi olmanız gerektiğini unutmayın. Tıpkı iyi bir anlatıcı gibi açık ve anlaşılır konuşmalı; harfleri (notaları) net, kelimeleri (motifleri), cümleleri doğru diksiyon (vurgu, artikülasyon,) ve ifadelerle seslendirmelisiniz. Bunun da ötesinde anlattığınız hikayenin içindeki duygu değişimlerini, farklı karakterleri, kontrastları ve benzeri bir çok dramatik ögeyi kullanıp bunları birbirleriyle bağlantıladırarak akıcı, dinlemesi zevkli ve ilgi uyandırıcı bir anlatıma kavuşmalısınız. Tabi bütün bu ögeler güzel ama birbirinden ayrı ayrı parçalar değil, hikayenizin anlamını genel karakter ve atmosferini daha da güçlendiren bütünün parçaları olarak yaşam bulmalıdırlar.
Sahne Duruşu/Hakimiyeti:Bu ölçüt diğerlerine nazaran daha arka planda gibi gözükse de sahneye çıkmanın her yönüyle bir bütün olduğunu unutmamak gerekir. Sahnede insanlara verdiğiniz etki işinizin önemli bir parçasıdır. Hiç kimse sahneye titreyerek, çekinerek, ürkek bakışlarla, çekingen adımlarla çıkan ya da yaptığı her hatada yüzünü buruşturup jestlerle hatta kendine söverek yüklendiği tüm stresi ya da memnuniyetsizliğini seyirciye yansıtan bir müzisyeni izlemekten hoşlanmaz. İşimiz gereği her sahneye çıkışımızda kayda değer bir stres yüklendiğimiz doğrudur ama bizi dinleyen insanlara işimizin bu yönünü değil de orada bulunmaktan, müzik yapmaktan ve bunu insanlarla paylaşmaktan zevk aldığımız yönünü göstermemiz gerekir. Bunun için sahneye rahat, kendinden emin, pozitif bir tavırla çıkmak, profesyonelce ve doğal gözüken bir şekilde selam vermek gerekir. Çalarken olabilecek hatalarda tepki vermeden çalışınıza devam etmelisiniz. Eğer sahnede konuşacaksanız söyleyeceklerinizin provasını mutlaka önceden evde yapın! Tüm bunlar sahnede çok daha profesyonel bir müzisyen kimliğiyle durmanızı ister jüri ister seyirci üstündeki etkinzi arttırmanızı sağlayacaktır.
Zihinsel Hazırlık:
Yarışmaya hazırlık aşamasında gerekli çalışmaları yapmanın yanında psikolojik olarak hazırlanmak da büyük önem taşır. Özellikle eserleri ezber konusunda kendinizi olabildiğince güvende hissedeceğiniz sağlamlıkta olmalısınız. Bunun için normalde yaptığınız el ezberinin dışında eserin her notasını bilerek çalmanızı sağlayacak alıştırmalar yapın. Örneğin eseri, çok çok yavaş bir tempoda çalacağınız notayı ya da pozisyonu önceden düşünerek ve/veya hazırlayarak (hem sağ, hem de sol eli) çalmak ya da eseri elinizde enstrümanınız olmadan, hiç nota atlamadan zihninizin içinde baştan sona çalmak gibi çalışmalar oldukça etkilidir. Çalacağınız repertuar dinleyici önünde ne kadar çok çalınırsa o kadar sağlamlaşır ve olgunlaşır. Bu yüzden yarışma öncesi konser olsun tanıdıklarınıza çalmak olsun insanlara çalmak için hiç bir fırsatı kaçırmayın hatta bol fırsat yaratmaya çalışın.
Bütün bunların dışında yarışmaya hazırlanma ve yarışma süresince onlarca soru kafanızda dolaşacaktır: Jüri üyeleri ve onların adil ya da sağlıklı değerlendirmeler yapıp yapmayacakları, diğer yarışmacıların seviyeleri, yarışmaya gireceğiniz saat; acaba erken mi girmek daha avantajlıdır yoksa geç mi? vs vs vs gibi çoğaltılabilecek birçok soru. Şunu unutmamanız gerekir ki yarışma öncelikle, kendi potansiyelinizin en üstüne ulaşabilmek ve ulaştığınız sonucu performansınıza ne derecede yansıtabildiğinizi görüp deneyeceğiniz kendinizle giriştiğiniz bir rekabettir. Bütün bu süreç içinde üzerinde herhangi bir etki oluşturabileceğiniz tek faktör de kendi performansınızdır. Dolayısıyla diğer tüm soru ve sorunları arka plana atmalı, kendinize yoğunlaşmalı ve şartlar ne olursa olsun kendinizi iyi bir şekilde temsil etme hedefine odaklanmalısınız. Başarılar...
Gitar Yarışmaları:
*Yıldız Teknik Üniversitesi Ulusal Gitar Yarışması- ( 2 senede bir Mayıs ayında )
Kontak: www.yildiz.edu.tr (http://www.yildiz.edu.tr/)
*İnönü Üniversitesi Ulusal Gitar Yarışması (Mart ayında )
Kontak: www.gitardernegi.org (http://www.gitardernegi.org/)
*Uluslararası yarışmalar hakkında bilgi için www.worldguitarist.com (http://www.worldguitarist.com/) ve www.musicalamerica.com (http://www.musicalamerica.com/)u ziyaret edebilirsiniz.
Müzik tıpkı diğer sanat dalları gibi var oluşundan bu yana kendisini yaratan insanoğlunun doğasını ve yaşantısını ifade ediş şekli olagelmiştir. Sadece oluşturduğu dille değil varlığını sürdürme şekliyle de içinde yaşadığı kültürlerin ve insanoğlunun yapısıyla bir bütündür ve “rekabet etmek” insan doğasında var olan en güçlü güdülerden birisidir. Tarih boyunca büyük virtüözlerin yaptıkları müzik düelloları, müzisyenlerin parayla tuttuğu alkışçı ve yuhalayıcılar, günümüz caz müziğindeki “gemsation” veya halk kültüründeki “aşık atışmaları” gibi örnekler bu güdünün müzikte bulduğu vücutlardır. Gittiği her konserde seyrettiği konseri eserler ve performans açısından kritize edip zaman zaman da seyrettiği diğer performanslarla karşılaştırmak tüm seyircilerin doğal davranış şeklidir. Dolayısıyla başlığında “yarışma” olsun ya da olmasın müzikle rekabet her zaman yan yana var olmuşlardır.
Günümüz yarışmalarının en büyük farkı ise seçilmiş bir gurup jüri ve çeşitli kurallarla çerçevelenip neredeyse bir spor müsabakasına benzer şekilde birinci, ikinci gibi resmi derecelendirmeler yapmalarıdır. Aslında soru işaretleri de bu noktada ortaya çıkmaktadır; Bu güne kadar hiçbir aklı başında müzisyenin iyi bir müzisyeni kötü, kötüyü de iyi olarak nitelendirdiğini duymadım. Genellikle problem iyilerin içinde en iyisinin hangisi olduğuna karar verme aşamasında yaşanır. Müzik konusunda seçim yapmak çoğu zaman dinleyenin bakış açısına, önceliklerine ya da ince damak tadı farklarına bağlı bir olgudur. İşte bu noktada yüksek seviyedeki birden fazla icracının sıralaması yukarıdaki olgulara bağlı olarak göreceli ve/veya değişken olabilir. Hatta tek bir jüri üyesi bile farklı özelliklere sahip müzisyenler arasında kesin bir tercih kullanmakta hayli zorlanabilir.
Seçim yapmadaki bu güçlükler belli dayanak noktaları olan bir ölçütleşmeyi gerekli kılmıştır. Ciddi yarışmaların jüri üyeleri çoğunlukla, yazılı olmayan bu kriterlere dayanarak değerlendirmelerini yapar ve kararlarını verirler. Bunlar genel olarak ton kalitesi, teknik seviye, sitil, müzikalite, repertuar seçimi ve sahne hâkimiyeti gibi unsurlardır. Biraz sonra daha ayrıntılı bahsedeceğim bu ölçütleme daha ayakları yere basan, temellendirilebilen bir değerlendirme yapabilmeyi sağlar. Yine de yarışmalar bazı olumsuzlukları da beraberinde yaratmışlardır;
Özellikle tüm bu kriterlerin içinden en görecelisi sayılabilecek olan müzikalite ve sitil özelliklerini iyi, kararında yansıtma aynı zamanda müzisyenin kendi müzikal kişiliğini ve bakış açısını da gösterdiği kriterdir. Fakat bu noktada esere farklı bir bakış açısını ya da kişisel tercihleri cesurca yansıtmak jüri üyelerinin bazılarının hoşuna gidecek, bazılarınınsa bakış açısına tam anlamıyla uymayan bir yorum ortaya çıkaracaktır. Tek bir jüri üyesinin bile vereceği puanın büyük etkisi olan yarışmalarda birçok yarışmacı doğal olarak bu riski göze almak yerine analitik çözümlemeye dayalı son derece kontrollü ve muhtemel risklerden (hem teknik hem de yorum anlamında) uzak bir icrayı tercih etmektedirler. Dolayısıyla çalınan eserlerde benzer seçimlerin yapıldığı standart icralar ortaya çıkmaktadır. Böylece tabir yerindeyse suya sabuna fazla dokunmayan, birbirinden ayırt etmekte zorlandığımız ama yüksek performanslı ve akılcı bir müzisyen tipi de doğmuştur. Aslında bu durum, zaman zaman seçim yapmanın çok zor olduğu büyük yarışmalarda jürinin de işini kolaylaştırır; sonuç olarak aynı cinsten lezzetleri birbirleriyle kıyaslamak farklı lezzetlerden birini seçmekten daha kolaydır. Yinede bütün bu saydığım zaaflarına rağmen yarışmaların günümüzde üstlendiği işlev farklı ve oldukça da hayatidir.
Günümüzde tarihte hiç olmadığı kadar çok sayıdaki klasik müzisyen dünya sahnelerinde konserler vermektedir. Bir de buna her yıl eklenen yüzlerce genci katarsak zaten müzik sektörü içinde küçük bir payı olan klasik müzik arenasında, yeni gelenler için tutunmanın hiç de kolay olmadığını söyleyebiliriz. Klasik müziğin pop kültürünün aksine müzisyenleri kısa sürede tüketen değil de, yıllar geçtikçe değerini arttırıp yerini sağlamlaştıran bir yapıya sahip olması gençlerin işini daha da zor hale getirmektedir. Ciddi festival, orkestra ya da konser salonları doğal olarak büyük ağırlıkla ünlü, yıllanmış müzisyenleri tercih etmektedirler. Diğer konser mekânlarında da benzer bir şekilde büyük bir rekabet söz konusudur. İşte bu noktada çağımız yarışmaları genç yetenekli müzisyenlerin kendilerini gösterip kariyere başlamaları için bir çıkış yolu olma işlevini üstlenmiştir. Bu organizasyonlar katılan genç müzisyenlerin bir taraftan kendisini ilerletme ve üst seviyedeki standartlara ulaşma çabasını arttırarak kişisel gelişimini desteklerken, diğer taraftan konser, festival organizatörleri, ünlü öğretmenler, virtüözler ve kendi kuşaklarından birçok müzisyenle tanışmasını, kendisini göstermesini sağlayan bir ortam yaratmıştır. Organizatörlerse çok sayıda genç yeteneği bir arada dinleyebilecekleri ya da biyografilerinde yazılı yarışma ve derecelerinden, karşısındaki müzisyenin niteliğini daha doğru değerlendirebilecekleri imkâna kavuşmuştur. Hatta günümüzde bazı üst düzey icracılar devamlı olarak ödülü yüksek yarışmalara katılıp para, konser turları ve CD kayıt imkânları kazanmak yoluyla yarışma kariyerinde bir anlamda profesyonelleşmişlerdir.
Yarışmaların kazananları sadece dereceye girenler değil aynı zamanda kendisini seyredenlerin dikkatini çekip etkilemeyi başaran tüm katılımcılardır. Gerek müzisyenin iç disiplinini ve sahne kontrolünü geliştirme, gerekse müzik organizasyon ve çevrelerinin içine girebilmeyi sağlama özellikleriyle yarışmalar günümüzün genç yetenekleri için kolayca bir kenara itilemeyecek fırsatlar sunan bir olgudur. Hazırlığı ve katılması özellikle genç müzisyenlere teknik, müzikal ve psikolojik açıdan paha biçilmez değerde edinimler ve deneyimler kazandıran yarışmalar müzik dünyasında genç müzisyenlerin kendilerini geliştirme ve kariyer yollarındaki en önemli unsurlardan biri olarak yerini almıştır.
Ülkemizde ise hem sayı hem de tüm bu fonksiyonları üstlenen nitelikteki yarışmalar son derece azdır. Yarışmaların katılacak gençlere hem kariyer hem de maddi kazanımlar vaat etmesi onlara olan ilginin Türkiye’de de artmasına sebep olacaktır. Ayrıca öğrencilerimizin yurt dışındaki yarışmalara da katılmaya teşvik edilmesi dünyadaki seviyenin farkında daha bilinçli bir kuşak oluşması için son derece önemlidir. Önümüzdeki yıllarda yurdumuzda da öğretmen, öğrencilerin yarışma kültürünü daha da iyi anlayıp destekleyeceklerine ve geliştireceklerine inanıyorum.
Yarışmaya Hazırlanırken
Yarışma kariyerine başlamak isteyen bir müzisyen için dikkat edilecek ilk nokta doğru ve mükemmel zamanı beklemekle vakit kaybetmemektir. Yarışmalar tecrübeyle performansınızı arttıracağınız bir alandır ve bu işe ne kadar erken başlarsanız o kadar yol alırsınız. Bu noktada yarışmacı adayının yapması gereken kendisi için en uygun yarışmaları seçmektir. İnternetten ya da çevrenizin (öğretmeniniz, arkadaşlarınız vs…) tavsiyeleriyle şartları sizin repertuarınıza ve seviyenize uyan katılmayı ekonomik olarak karşılayabileceğiniz yarışmaları saptayıp seçebilirsiniz. Yarışmanın seviyesini anlamakta istenilen programlar ve verilen ödüller fikir verecektir. Özellikle yüksek ödüllü ya da ilgili çalgı aleti seviyesinin yüksek olduğu bölgelerdeki yarışmalar genellikle çok sayıda iyi enstrümancıyı kendine çeker.
Katılacağınız yarışmayı seçtikten sonra çalışma aşaması başlar. Eserlere çalışırken yukarda da bahsettiğim özellikle dikkat etmeniz gereken ölçütleri açmak istiyorum.
Tüm ölçütleri özellikle klasik gitar dalında ele almama rağmen aşağıda belirteceğim konuların çoğu belki de hepsi aslında tüm enstrümanların için geçerlidir.
Repertuar Seçimi: Yarışmada repertuar seçimi son derece önemlidir. Her şeyden önce ve her zaman birinci kural olarak tam anlamıyla iyi çalabileceğiniz eserleri seçmeye dikkat etmelisiniz. Yinede bunun bir resital değil yarışma olduğunu ve çalışı garantiye almak için fazla kolay eserler seçmenin size daha zor eserleri güzel çalabilen yarışmacılar karşısında dezavantaj oluşturacağını unutmadan dengeyi bulmalısınız. Çalacağınız eserlerin farklı karakterlere sahip olması ve farklı müzikal ve teknik özellikleri barındırması da kendinizi her yönden göstermeniz açısından bir avantaj oluşturacaktır.
Yarışma organizasyonu tarafından özel olarak istenilen eserlerin dışındaki repertuarınızda yeni program çıkarmaktansa elinizde bulunan ve daha önce konserlerde çaldığınız sağlam eserleri tercih edin ve yarışmaya kadar da mümkün olduğunca çok insana ve/veya konserde çalmaya çalışın. Unutmayın ki kimse sizi eserleri ne kadar kısa sürede çıkardığınız için takdir etmeyecektir. Sahnede önemli olan çaldığınız eserleri ne kadar güzel çalabildiğinizdir.
*Ses Üretimi, Kullanımı - Ton: Dinleyicilerimize çıkardığımız seslerle ulaşırız. Dolayısıyla enstrümanımızdan ürettiğimiz sesler yani sonoritemiz son derece önemlidir. Jürilik yaptığım yurt dışı ve yurt içi yarışmalarda yarışmanın başlamasından saatler sonra dikkatim dağıldığı bir esnada bile güçlü ve özel tona sahip yarışmacıların ilk saniyelerden itibaren tüm dikkatimi üstlerine çektiğini söylemeliyim. Nasıl bir tona sahip olacağınız kişisel bir seçim gibi gözükse de genel anlamıyla müzikal hatların dengeli ve net duyulduğu, pürüzsüz, zor pasajlarda kalitesini kaybetmeyen güçlü bir tonu ideal olarak tanımlayabiliriz. İster yumuşak, sıcak, yuvarlak ister köşeli, sert, net sesleri tercih edin, ürettiğiniz tonun hacimli olması, pianisimmo dan fortesimmo ya kadar tüm nüans basamaklarında netliğini ve kalitesini kaybetmemesi çok önemlidir. Ayrıca gitarın sahip olduğu ses renklerini (ponticello, tasto, pizz vb.) geniş bir yelpazede ve etkili elde edebilmek müzikal ifadenizi arttıracakdır. Ton üretimiyle ilgili hedeflerinize tıpkı teknikte olduğu gibi ancak uzun süreli bir uğraşın sonucunda dikkat ve çaba ile ulaşabilirsiniz.
Teknik: Teknik legatolar, arpejler, gamlar, staccatolar, müzikal hatları kontrol edebilmek, temiz ve hatasız çalabilmek ve daha birçok unsurun toplamıdır. Tekniği sadece hızlı ya da zor eserler çalabilmeyle ölçmeye çalışmak oldukça eksik olacaktır. Yüksek seviyede bir teknik hayalimizdeki müziği üretmek için vazgeçilmez bir gerekliliktir ve bunu geliştirmenin tek yolu çok uzun süre disiplinli ve akıllıca yapılan sıkı çalışmadır. Sahnede fiziksel performans (ustalık ve hâkimiyet) istediğiniz müziği aktarabilmek için birinci derecede önem taşıyan ve çoğu zaman dinleyiciyi de fazlasıyla cezbeden bir özelliktir. Enstrümanınız üstünde tekniğinizi mümkün olan en yüksek seviyesine çıkartmak hayati önem taşısa da amaçla aracı birbirine karıştırmamak ve bu çalışmayı müziğinize hizmet etmesi için yaptığınızı hiç bir zaman unutmamanız gerekir.
Müzikalite: Tüm çalışmaların nihai amacının iyi müzik yapmak olduğunu düşünürsek müzikalitenin diğer ölçütlerin içinde özel bir yeri vardır. Müzikaliteyi iki bölüme ayırabiliriz:
Birincisi daha çok bir edinime, bilgi birikimine, analiz yeteneğine dayanan entelektüel kısmıdır. Analiz; partisyonu içinde yer alan tüm müzikal terimleri, nüans ve her türlü tekstiyle doğru eksiksiz bir şekilde okumak ve eserin müzikal yapısını mükemmelen anlamayı içerir. Bunun dışında çaldığınız eserin karakteristik özelliklerini, biçem özelliklerini ya da dönem özelliklerini ve benzerini çalışınıza yansıtmak yani yüzlerce yıllık klasik batı müziği kültürünü öğrenmek, anlamak ve doğru yorumlamak bu düşünsel bölümün bir parçasıdır.
İkinci kısımda ise büyük bölümü tanrı vergisi yeteneğe bağlı olan; tüm bu fikirleri verilmiş kararları ne kadar doğal, kalpten ve estetik bir biçimde bir araya getirebilmeniz, kendinizi ifade edebilmeniz söz konusudur. Bu sonradan kazanılamayacak bir yetenektir. Eğitimle ancak, sahip olduğunuz yeteneği doğru yönlendirir ve geliştirilebilirsiniz. Kullandığınız nüans, renk, artikülasyon, müzik kültürü ve tüm müzikal öğeler sizin bu özelliğinizin katalizörlüğü ile estetik bir yapıya ulaşır ve bir bütün oluşturur.
Müzik, anlattığı hikaye ister somut isterse soyut olsun insanoğlunun kullandığı dillerle hem yapı hem de işlev olarak bir çok benzerlikler taşıyan bir lisandır. Sahnede müzik yaparken aslında usta bir “hikaye anlatıcı” gibi olmanız gerektiğini unutmayın. Tıpkı iyi bir anlatıcı gibi açık ve anlaşılır konuşmalı; harfleri (notaları) net, kelimeleri (motifleri), cümleleri doğru diksiyon (vurgu, artikülasyon,) ve ifadelerle seslendirmelisiniz. Bunun da ötesinde anlattığınız hikayenin içindeki duygu değişimlerini, farklı karakterleri, kontrastları ve benzeri bir çok dramatik ögeyi kullanıp bunları birbirleriyle bağlantıladırarak akıcı, dinlemesi zevkli ve ilgi uyandırıcı bir anlatıma kavuşmalısınız. Tabi bütün bu ögeler güzel ama birbirinden ayrı ayrı parçalar değil, hikayenizin anlamını genel karakter ve atmosferini daha da güçlendiren bütünün parçaları olarak yaşam bulmalıdırlar.
Sahne Duruşu/Hakimiyeti:Bu ölçüt diğerlerine nazaran daha arka planda gibi gözükse de sahneye çıkmanın her yönüyle bir bütün olduğunu unutmamak gerekir. Sahnede insanlara verdiğiniz etki işinizin önemli bir parçasıdır. Hiç kimse sahneye titreyerek, çekinerek, ürkek bakışlarla, çekingen adımlarla çıkan ya da yaptığı her hatada yüzünü buruşturup jestlerle hatta kendine söverek yüklendiği tüm stresi ya da memnuniyetsizliğini seyirciye yansıtan bir müzisyeni izlemekten hoşlanmaz. İşimiz gereği her sahneye çıkışımızda kayda değer bir stres yüklendiğimiz doğrudur ama bizi dinleyen insanlara işimizin bu yönünü değil de orada bulunmaktan, müzik yapmaktan ve bunu insanlarla paylaşmaktan zevk aldığımız yönünü göstermemiz gerekir. Bunun için sahneye rahat, kendinden emin, pozitif bir tavırla çıkmak, profesyonelce ve doğal gözüken bir şekilde selam vermek gerekir. Çalarken olabilecek hatalarda tepki vermeden çalışınıza devam etmelisiniz. Eğer sahnede konuşacaksanız söyleyeceklerinizin provasını mutlaka önceden evde yapın! Tüm bunlar sahnede çok daha profesyonel bir müzisyen kimliğiyle durmanızı ister jüri ister seyirci üstündeki etkinzi arttırmanızı sağlayacaktır.
Zihinsel Hazırlık:
Yarışmaya hazırlık aşamasında gerekli çalışmaları yapmanın yanında psikolojik olarak hazırlanmak da büyük önem taşır. Özellikle eserleri ezber konusunda kendinizi olabildiğince güvende hissedeceğiniz sağlamlıkta olmalısınız. Bunun için normalde yaptığınız el ezberinin dışında eserin her notasını bilerek çalmanızı sağlayacak alıştırmalar yapın. Örneğin eseri, çok çok yavaş bir tempoda çalacağınız notayı ya da pozisyonu önceden düşünerek ve/veya hazırlayarak (hem sağ, hem de sol eli) çalmak ya da eseri elinizde enstrümanınız olmadan, hiç nota atlamadan zihninizin içinde baştan sona çalmak gibi çalışmalar oldukça etkilidir. Çalacağınız repertuar dinleyici önünde ne kadar çok çalınırsa o kadar sağlamlaşır ve olgunlaşır. Bu yüzden yarışma öncesi konser olsun tanıdıklarınıza çalmak olsun insanlara çalmak için hiç bir fırsatı kaçırmayın hatta bol fırsat yaratmaya çalışın.
Bütün bunların dışında yarışmaya hazırlanma ve yarışma süresince onlarca soru kafanızda dolaşacaktır: Jüri üyeleri ve onların adil ya da sağlıklı değerlendirmeler yapıp yapmayacakları, diğer yarışmacıların seviyeleri, yarışmaya gireceğiniz saat; acaba erken mi girmek daha avantajlıdır yoksa geç mi? vs vs vs gibi çoğaltılabilecek birçok soru. Şunu unutmamanız gerekir ki yarışma öncelikle, kendi potansiyelinizin en üstüne ulaşabilmek ve ulaştığınız sonucu performansınıza ne derecede yansıtabildiğinizi görüp deneyeceğiniz kendinizle giriştiğiniz bir rekabettir. Bütün bu süreç içinde üzerinde herhangi bir etki oluşturabileceğiniz tek faktör de kendi performansınızdır. Dolayısıyla diğer tüm soru ve sorunları arka plana atmalı, kendinize yoğunlaşmalı ve şartlar ne olursa olsun kendinizi iyi bir şekilde temsil etme hedefine odaklanmalısınız. Başarılar...
Gitar Yarışmaları:
*Yıldız Teknik Üniversitesi Ulusal Gitar Yarışması- ( 2 senede bir Mayıs ayında )
Kontak: www.yildiz.edu.tr (http://www.yildiz.edu.tr/)
*İnönü Üniversitesi Ulusal Gitar Yarışması (Mart ayında )
Kontak: www.gitardernegi.org (http://www.gitardernegi.org/)
*Uluslararası yarışmalar hakkında bilgi için www.worldguitarist.com (http://www.worldguitarist.com/) ve www.musicalamerica.com (http://www.musicalamerica.com/)u ziyaret edebilirsiniz.