efgan
09-14-2008, 15:35
Gitar Çalmada Tırnak ve Parmak Ucu Kullanımının Kısa Tarihi ve F. Tarrega
Efgan RENDE
(“F.Tarrega’nın klasik gitar eğitimine katkıları (E.Rende, 2006)”konulu tezden derlenmiştir)
Gitaristler arasında, günümüzde, gitarın tırnakla ya da parmak ucuyla* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn1) çalımı konusunda oldukça ciddi tartışmalar yaşanmaktadır. Ahmet Kanneci uzadıkça dışa bükülen; uzadıkça içe bükülen ve düz şekilde uzayan üç tip tırnak olduğunu belirtmektedir.[1] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn2) Tırnak, sürekli değişen; kişiden kişiye farklılık gösteren fizyolojik bir etmendir. Sadece tırnak ile çalmanın, gitarda belli bir ton oluşumuna zemin hazırlasa da, sözkonusu değişkenliğin çalan kişide uygun ton üretememe, her zaman aynı uzunlukta tırnak kullanamama ve sürekli bakım yapma zorunluluğu gibi olumsuzluklardan dolayı, çalma sırasında gitaristte bir güvensizlik yarattığı söylenebilir. Parmak ucu kullanılarak -sadece parmağın etli kısmı ile- çalmanın ise tonun donuk ve zayıf çıkmasına neden olacağı, dolayısıyla ton üretiminde, belli bir kaybın oluşacağı düşünülmektedir. Tırnak ile çalma konusunu, Murat Cemil şu şekilde dile getirmektedir :
“Birçok kişinin ve hatta bazı gitar çalanların bildiğinin aksine, gitar tamamen tırnaklarla çalınan bir çalgı değildir. Teli ilk vuran ve çekiş hareketini sağlayan parmağın etli kısmı iken, sesin rengini ve parlaklığını sağlayan tırnak, parmağın tele en son temas ettiği kısımdır. Sadece tırnaklar ile üretilen bir ses; zayıf, metalik ve müziğe olumsuz olarak yansıyan tırnak sesleriyle oluşacaktır. Sadece parmaklarla tırnaksız elde edilen seste ise; donuk, renksiz ve güçsüz bir ton elde edilecektir. Bu nedenle gitardan çıkan kaliteli ses: parmağın etli kısmı ve tırnağın birlikte ürettiği bir biçimde oluşmalıdır.”[2] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn3)
Gitarın tırnakla mı, tırnaksız mı çalınması gerektiği konusu, günümüzde yeni başlamış bir tartışma değildir. Gitarın tarihsel evrimi sırasında, gitarın ataları sayılan lut, vihuela, chitarrone gibi bazı telli çalgıların nasıl çalınması gerektiği konusunda da aynı tartışmalar yaşanmıştır. Günümüzde tırnak ve parmak ucu kullanımında değişik yaklaşımlar olduğu gözlemlenmektedir. Bu yaklaşımları yorumlayabilmek için, geçmişte değişik dönemlerde yazılmış kitaplardaki söz konusu fikirleri iyi incelemek gerekmektedir. Renato Bellucci’nin “Tırnak Kullanımının Kısa Tarihi”[3] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn4) adlı makalesi ve Emilio Pujol’un “Gitarın Tınısında Ton İkilemi”[4] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn5) adlı kitabı bu bakımdan önem taşımaktadır.
Miguel de Fuenllana’nın (1500–1579) vihuela metodu olan “Orphenica Lyra” (1554) adlı kitabı, tırnakla ya da tırnaksız çalma sorununa değinen ilk yazılı kaynak olma özelliği ile ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada Fuenllana, tırnak ile çalmanın sanatçının becerisi ile ilgili olduğunu; tırnak kullanmadan çalmanın ise teknik açıdan sorun yaratabileceğini dile getirmektedir. Aynı metodunda yazar “sadece parmak, tamamen canlı şey; ruhun amacını bildirir” diyerek, tırnağın cansız bir varlık olmasından dolayı parmak ucu kullanımını tercih ettiğini belirtmektedir.[5] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn6)
Lutist Alessandro Piccinini’nin (1566–1638 ) tırnakların nasıl kullanılması gerektiği konusundaki yaklaşımı, modern gitaristlerin çoğunun yaklaşımıyla benzerdir. Piccinini, “Intavolaratura di liuto et di chitarrone” (1623) adlı kitabında “Çalıcı, tele etle dokunmalı, teli enstrümanın göbeğine doğru itmeli ve tırnak dolaylı olarak karşı tele kaymalıdır” diyerek tırnak ve parmak ucu kullanımını önermektedir.[6] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn7) 16. yy.ın ikinci yarısında yaşamış olan Piccinini’nin modern gitaristlerle benzer görünen tırnak kullanımı düşüncesi dikkat çekici görünmektedir.
Thomas Mace (1612–1706) “Musick’s Monument” (1676) adlı lut kitabında, parmak ucuyla çalmayı tercih ettiğini belirtmekte, fakat tırnak kullananların avantajlı olduğunu da kabul etmektedir: “Tırnakların kullanılması sesin duyulmasını mümkün kılarken, bir müzik topluluğu içinde etle çalınan bir lutun çıkardığı yumuşak ses kaybolur” diyen Mace, yine de parmak ucu ile çalmayı tercih etmektedir.[7] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn8)
Bellucci, barok gitarist Francesco Corbetta’nın (1615–1681) da tırnak kullandığını belirtmektedir.
1799 yılında, Frederico Moretti’nin “Principios para tocar la guitare de seis ordenes”* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn9) adlı kitabı ile Fernando Ferrandiere’nin (1771-1816) “Arte de tocar la guitarra Espanola”* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn10)* adlı kitabı İspanya’da yayımlanmıştır. Moretti parmak ucu kullanımını, Ferrandiere ise tırnak kullanımını tercih etmiştir. Bellucci, Fernando Sor’un, Moretti’nin kitabı için “gitaristlerin hatalı adımlarını aydınlatmaya hizmet eden bir meşaledir” diye yorum yaptığını belirtmektedir.[8] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn11)
Aynı yıl ve yerde yayımlanan söz konusu iki kitabın, tırnak-parmak ucu kullanımında farklı yaklaşımları taşıdığı görülmektedir. Bu durum, gitaristlerin tırnakla ya da parmak ucuyla çalma tercihlerini, yaşadıkları dönemin yaygın anlayışına göre belirlemediklerini, tamamen kendi kişisel tercihleri ve deneyimleri doğrultusunda karar verdiklerini göstermektedir.
Fernando Sor’un (1778–1839), yaşadığı günlerde en beğenilen gitaristlerden ve bestecilerden biri olduğu bilinmektedir. Onun besteleri ve gitar çalışmalarının, günümüzde gitar repertuvarında önemli bir yer tuttuğu söylenebilir. Parmak ucu-tırnak kullanımı konusunda Sor: “Hayatımda tırnaklarıyla çalan bir gitaristin, asla destekli çaldığını duymadım” diyerek, gitar çalarken tırnak kullanan gitaristlerin, destekli vuruş* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn12)** tekniğini uygulayamadıklarını düşündüğünü belirtmektedir. Kendinden önceki bazı yazarlar gibi Sor’un da, tırnakların yarattığı seslerden şikayetçi olduğu belirtilmektedir. Tırnak kullanımıyla üretilen tonun, hoş olmayan bir ton olduğunu ve çalarken tırnaklardan çıkan sesin, gürültü yarattığını savunan Sor; tırnak kullanımının “ses kalitesinin azar azar değişerek üretilmesine neden olduğu”nu belirtmektedir. Bununla birlikte, “tırnaklar hızlı pasajları kolaylaştırır” diyerek tırnağın olumlu etkisine de, kitabında dikkat çekmektedir. Sor, tırnak ve parmak ucu kullanımı konusunda olduğu gibi, diğer önemli konularda da en son kararı verecek olan kişinin, gitaristin kendisi olduğunu belirtmektedir:
“Sizi bu konuyu ya da kuralları incelemeye yönlendirdiğimde, sadece benim otoriteme güvenmeyin; aklınızı da kullanmayı düşünün. Sizi ikna edecek hiçbir düşüncem olmadığını görürsem; bilime inanan bir insan olarak, benim bu inancım sarsılacaktır.”[9] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn13)
Dionisio Aguado (1784–1849) “Nuevo Metodo para guitarra” adlı kitabında A. Piccinini gibi, modern gitaristlerle çok benzer bir tırnak kullanımı tekniğini betimlemiştir. Gitarın hem parmak ucu, hem de tırnak kullanılarak nasıl çalınacağını açıklamıştır. Aguado’nun kendisi de, öğretmeni Manuel de Popolo-Vicente gibi tırnak kullanımını seçmiştir. Aguado, tırnağın gitara eşsiz bir ses verdiğine ve bu nedenle tırnağın, gitarın karakterini en iyi ortaya çıkaran etken olduğuna inanıyordu. Ona göre tırnak kullanımı, mümkün olabilen en hızlı, en temiz çalınışa ve büyük ölçüde tını çeşitlemelerine olanak sağlayan bir etkendi.
Bellucci, Tarrega’nın öğretmeni Julian Arcas (1832–1882) gibi, tırnak kullandığını belirtmektedir. Ona göre Tarrega, 1900’de konser vermeyi bırakmış; aynı zamanda tırnaksız çalmaya başlamıştır. Bellucci’nin, çalışmasında, Pujol’un düşüncelerine önem verdiği; hatta Pujol’un gitarda ton üretimi üzerine görüşlerini içeren kendi kitabından doğrudan alıntılar yaparak değerlendirdiği saptanmıştır. Bu çalışmada belirtildiğine göre, Pujol, Tarrega’nın, parmak ucu kullanımı tekniğinin, “tel titreşiminin gövdeye geniş, düzgün ve sağlamca uygulanışı”ndan dolayı, temiz ses verdiğini belirtmiştir. Fuenllana’nın düşüncesini yineleyen Pujol, “sanatçının tellere dokunuşundaki hassasiyeti engelleyen tırnağın yanıt vermediği durumlarda, ruhu hissettiren en iyi iletkenin et olduğuna” dikkat çekmiş; “bu dokunuş kesinlikle geliştirilmelidir” şeklindeki görüşünü de sunmuştur. Sözkonusu dokunuş üzerine Pujol şunları belirtmektedir;
“Bir telin tonu, ciğerlerimizi dolduran hava gibi duygularımızı en derinden etkileyen, parmak ucunun sahip olduğu gerçek mükemmellikle yapılan vuruşla doğar. Onun ifadeleri, arpın gerçek anlamda etkileyici ve hassas tınıları gibi tinseldir. Etle çalış, Roma gücü ve Grek dengesi gibi çok özel bir karaktere sahiptir. Bir orgun ciddiyetini ve bir çellonun ifadesindeki keskinliği hatırlatır; çalgının dişiliği ortadan kalkar ve gitar, erkek ciddiyetinde bir enstrüman olur. Son söz olarak etle çalış, duygularımızın derinliklerindeki katıksız iletkenliği destekler.”[10] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn14)
Bellucci, Pujol’un tırnakla çalım konusunda; çalıcıya, tını çeşitlemeleri, temiz armoniler, vibrato, hız ve artikülasyon sunması açısından, daha fazla beceri verdiği yönünde görüş belirttiğini dile getirmektedir. Pujol’a göre tırnaklar sağ el ile en az düzeyde güç sarfederek çalışa da olanak sağlar. Pujol, tırnakla çalınan metalik tremolodansa, parmak ucuyla çalışın, aynılık (tam benzerlik), canlılık ve gürlük, temiz pizzicato ve tinsellik verdiğini dile getirmektedir. Aynı zamanda parmak ucu ile çalma yaklaşımının, parmağın etli kısmında direncin artmasına bağlı olarak, teli çekmek için daha fazla güç harcanacağından, virtüoziteyi zorlaştıracağı belirtilmektedir. Pujol’un kitabı, her yaklaşımın özelliklerini oldukça dengeli bir şekilde özetleyerek son görüşü okuyucuya bırakmaktadır.
Pujol, Tarrega Okulu prensiplerine göre yazdığı dört kitaplık metotta tırnaksız çalma şeklini önermektedir. Ancak, tırnak ile çalmak isteyenlere de 1. kitapta tırnakla çalmanın yolları açıklanmaktadır. Tırnakla çalmak için, tırnağın, parmak ucunun etli kısmını çok az geçecek kadar uzun olması gerektiği ve parmağın uç kısmının şekline uygun olması gerektiği belirtilmektedir. Teli çekişin, parmağın tırnağa yakın olan etli kısmıyla başlatılması gerektiğini belirten Pujol, parmağın tel üzerinden kayarken, tırnağın dolaylı yoldan tele değmesi gerektiğini dile getirmektedir.[11] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn15)
Pujol, metodunun 1. kitabının 169. paragrafında, telin tırnak gibi sert bir cisimle çekildiği zaman daha tiz ve metalik tınladığını belirtmektedir. Bunun nedenini ise, tınlayan sesin doğuşkanlarının baskın çıkmasına bağlamaktadır. Ancak, sadece parmak ucu ile çalındığında, yumuşak bir dokunun teli çekmesi nedeniyle, doğuşkan seslerin kaybolduğu ve temel sesin güçlü bir şekilde tınladığı belirtilmektedir. Pujol, bu nedenlerle tırnaksız çalma ile daha yumuşak ve daha hacimli bir ton elde edilebileceğini savunmaktadır.[12] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn16)
Miguel Llobet’in öğrencisi olan Graciano Tarragó, yazmış olduğu gitar metodunda hocasının, tırnak ve parmak ucunu birarada kullanmaya yönelik bir teknikle gitar çaldığını belirtmektedir. Tarragó, bu tekniği uygularken başparmağın tırnaksız olması gerektiğini vurgulamaktadır.[13] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn17)
Andres Segovia (1893-1987), Aguado’nun ve hocası Llobet’in tırnak çalma tekniğini kullanmıştır. Tarrega’nın tırnaksız çalma konusunda görüşü sorulduğunda; Segovia tırnak kullanmamanın büyük bir hata olduğunu dile getirmiştir. Segovia düşüncelerini “Gitarın gürlüğünü, tını ve renk farklılığını azaltırsınız. Tarrega, gitarın gerçek doğasında var olan, tını zenginliğinden ve renk farklılığından vazgeçti” şeklinde belirtmektedir. Vladimir Bobri’nin Segovia tekniğini anlattığı kitabında, tırnak kullanımının ayrıntıları açıklanmaktadır. Gitaristin sahip olması gereken tırnak uzunluğunun nasıl olması gerektiği konusunda okuyucuyu aydınlatmak amacıyla bir çizim kullanılmıştır.[14] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn18) (Bkz.: Şekil 1)
http://www.klasikgitar.org/nuke/images/tirnak.gif
Şekil 1
Segovia’nın belirlediği tırnak uzunluğu
Söz konusu çizim incelendiğinde; parmak göz hizasına getirildiği zaman, tırnağın parmak ucunu az bir uzunlukta (1-2 mm.) geçmesi gerektiği görülmektedir. Ayrıca parmağın tele değen ilk bölümünün kesinlikle parmağın etli kısmı olduğu vurgulanmaktadır.
Pujol’un tırnakla çalmak isteyenlere betimlediği tırnak şekli ile Segovia’nın önerdiği tırnak şekli ve her iki gitaristin de önerdiği tırnakla çalma uygulanışının birbirine benzer olduğu görülmektedir. Llobet’in Segovia’ya ders verdiği göz önünde bulundurulursa, Segovia’nın tırnakla çalma konusundaki düşüncesinin temelini Llobet’den aldığı sonucu çıkarılabilir.
Belluci çalışmasında, günümüzde Segovia’nın etkisiyle gitaristlerin çoğunun tırnakla çaldığını söylemekte; Segovia ve onun takipçilerinin popülerliği ve etkinlikleriyle bu konuda kararın verildiğini dile getirmektedir. Bellucci’ye göre bugün gitaristler tarafından tırnak kullanımı konusunda büyük çoğunluk hemfikir görünmektedir.
Tarrega Neden Tırnaktan Vazgeçip Parmak Ucu İle Devam Etti?
Tarrega’nın 1901’den itibaren tırnak kullanmamasıyla ilgili değişik kaynakların farklı değerlendirmeler içerdikleri görülmektedir. Bu görüşler şöyle değerlendirilebilir;
Araştırmacı Jesuo de las Heras, Tarrega’nın tırnak kullanımındaki değişimin adım adım geliştiğine dikkat çekmektedir. Ona göre Tarrega, öğretmeni Arcas gibi önce tırnakla çalmaya başlamış, daha sonra tırnaklarını giderek kısaltmıştır. Heras, Tarrega’nın en uygun tırnak uzunluğunu ölümünden kısa bir süre önce belirleyerek, aynı zamanda bir kemancı olan kardeşi Vincente Tarrega’ya sözlü olarak aktardığını; ancak Vincente’nin bu bilgileri tekrarlayamadığını dile getirmektedir. Dolayısıyla Tarrega’nın hem tırnakla hem de parmak ucuyla çalmaya dönük bir teknik geliştirdiğine inanan Heras’a göre Tarrega; Sor ve Aguado’yu doğrudan izlememiş olsa da, ikisi arasında seçici bir duruşu olduğunu belirtmiştir. Heras, aynı zamanda Pujol’un “The Dilemma of Timbre on the Guitar” adlı eserinden de, Tarrega’nın, tırnak kullanımı konusunda, Aguado’dan Sor’a doğru bir gelişim geçirdiği sonucunu çıkarttığını belirtmektedir.[15] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn19)
Araştırmacı Adrian Ruiz Espinos’un “Francísco Tarrega 1852-2002, Biografía Official” adlı kitabında, Tarrega’nın parmak ucu kullanımı hakkında ilgi çekici ayrıntılar yer almaktadır. Tarrega Okulunun en önemli temsilcilerinden ve aynı zamanda Tarrega’nın iyi öğrencilerinden biri olan Valencia’lı Josefina Robledo, tarihi bir tanıklıkta bulunmaktadır:[ (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn20)16] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn20)
“...maestro çalıyordu, kendinden geçmiş gibiyken eliyle istem dışı bir hareket yaptı ve tırnağı kırıldı; çalmaya devam edemedi. O gün çok sevdiği gitarını çalamadığı için çok huzursuz bir gün geçirdi. Bir sonraki gün sessizliğe ve sıkıntıya dayanamayıp, tırnaksız parmağına rağmen egzersiz yapmaya başladı. O zaman bir sürprizle fark etti ki, tırnağı olmayan parmağıyla diğerlerinkinden daha net ve saf bir ses çıkartabiliyordu. Birkaç deneme ve incelemeden sonra düşünüp taşındı, tırnaklarını kesti; tekniğini değiştirmek zorunda kaldı. Yeni tekniğini gitarın sesini tinselleştirene kadar arıtmak için, sağ elinin parmak ucuna gerekli sertliği vererek, ilk titreşimi etkilemeden, tırnakla dokunmadan, önceki sağ el pozisyonunu biraz değiştirerek adapte etti. Bu yeni tekniğiyle çıkardığı ses, vihuela sesinden daha çok, arpın çıkarttığı tatlı sese benziyordu...”
Espinos, çalışmasında Tarrega’nın öğrencilerinden Domingo Prat’ın “Diccionario de Guitarristas” adlı eserinde, öğretmeni Tarrega’nın arteriosclerosis* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn21) rahatsızlığından dolayı tırnaklarını kesmek zorunda kaldığını belirtmiştir. Prat, eserinde bu durumu şöyle açıklamaktadır:
“Sağlıklı bedeni arteriosclerosis rahatsızlıklarını hissetmeye başlar, duyarlılığını kaybederek tırnakları sertleşip değişiyor ve parmak uçlarından ayrılarak bozuluyorlardı, bu yüzden tırnaklarını kesmek zorunda kalır.”
Benzer bir bilginin 5 ciltlik İspanyol Müzik Tarihi Ansiklopedisi’nde de yer aldığı görülmektedir. Söz konusu bölümü hazırlayan Carlos Gomez Amat, hastalığından dolayı tırnaklarını kaybeden Tarrega’nın, bu durum karşısında gitarı bırakmak yerine, yeni bir teknik geliştirdiğinden söz etmektedir. Amat, parmak ucuyla çalmaya dayanan yeni tekniğin, müzikal ifadeyi güçlendirdiğine ve müzikal değer kazandırdığına dikkat çekmektedir.[17] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn22)
Espinos, Tarrega’nın diğer öğrencisi Pujol’un, Prat’ın açıklamalarını ustasının anısına yapılan bir hakaret olarak algıladığını belirtmektedir. Pujol’un Prat’ın görüşünden duyduğu rahatsızlığın nedeninin, tırnak ve parmak ucu kullanımı ile ilgili Tarrega’nın çalışmalarının varlığı ve çabalarından dolayı olduğu düşünülebilir. Pujol, öğretmeninin biyografisini anlattığı “Tarrega - Ensayo biográfico” adlı kitabında Tarrega’nın fiziki görüntüsü ve tırnak kullanımı ile ilgili şunları belirtmektedir;
“Tarrega, Valencia bölgesinin insan tipine göre olağan boyda; siyah ve yoğun, Romalı modelinde kesilmiş saçı; erkeksi yüz hatları, geniş alnı, düz burnu, yaşadığı çağdaki tarza göre şekillenmiş bıyık ve sakalı, anlamlı ağzı, ince çerçeveli gözlüklerinin arkasında kalın kaşları, yumuşak ve etkileyici bakışıyla; akıllı, çekici ve kıbar bir görüntü oluşturuyordu. Ses tonu net ve erkeksiydi; ve aksanı ruhunun samimi duyarlılığını yansıtıyordu. Elleri orantılı , esnek ve yumuşak... Devamlı uygulanan ağır ve inatçı egzersizler parmaklarının anatomisini ortaya çıkartmıştı. (...) Tırnakları, parmakların ucunun seviyesinde kesilmişler; sol elinin parmak uçları, devamlı diyapazonu vurmaktan sertleşmişlerdi. (...) Bir tırnağını yitirdiğinde, telin üzerindeki tırnak vuruşu olmadan nasıl ham bir ses ortaya çıktığını fark etmişti. Bu durumda parmağın farklı bir hareket, farklı bir kuvvet, farklı bir dokunuşa ihtiyacı oluyordu. “[18] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn23)
Pujol’a göre Tarega, parmak ucu kullanımına Prat’ın belirttiği gibi herhangi bir rahatsızlık nedeniyle değil, tamamen kendisinin araştırmaları sonucu karar vermiştir. Tarrega’nın müzikalitesindeki aşamalı değişimi, hocasının Mozart, Haydn ve Beethoven, sonra Chopin, Mendelssohn ve Schumann çalışırken geliştiğine işaret eden Pujol, Tarrega’nın son olarak Bach’ın eserlerini çalışırken, daha iyi bir müzikalite için, daha saf bir ses aradığını belirtmekte ve bu sesi yaylı çalgıların tınısına yakın olan parmak ucu tekniği ile yakaladığını dile getirmektedir. Bu tekniğin seslere, maksimum hacim, kuvvet ve saflık kazandırdığını belirten Pujol, bunun nedenini “parmak ucunun tırnağa göre daha geniş ve daha yumuşak bir yapıda olmasıdır” diyerek açıklamaktadır.[19] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn24)
Espinos, Tarrega’daki arayışın 1901 ve 1902 yılları arasında gerçekleştiğini belirtmektedir. Bu durumu Pujol şöyle dile getirmektedir:
“Sağ el tırnaklarının parmağından daha uzun olan kısmını yavaş yavaş ama durmadan törpüledi, tırnağın sesin üzerindeki etkisini adım adım azaltarak onu yok edene kadar devam etti. Bu işlem, çalmasında tamamen yeni bir evre anlamına geliyordu.”
Bu yeni evrenin, 1902 yılında Tarrega’nın Barcelona’daki “Quatre Gats” adlı kafede verdiği konserle başladığını belirten Espinos, ayrıca Tarrega’nın besteci ve kemancı olan arkadaşı Joaquin Manen’in (1883-1971) tanıklığına dikkat çekmektedir. Manen, Tarrega’yı 1905 yılı dolaylarında Valencia’daki evinde (Wolf Moser’e göre Barcelona’da) son defa ziyarete gittiğini, “Artes y Letras” adlı derginin 15 Aralık 1915’de yayımlanan sayısında belirtmektedir;
“Schumann’dan uyarladığı bir düzenlemesini dinletiyordu, genelde olduğundan daha çok çalışma, daha çok fedakarlık ve daha çok çaba gerektiren yeni çalma tekniğini anlattı… Umutsuzluk arasında ümitler...Zalim gerçeğin arasında idealizm…”[20] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn25)
SONUÇ
Tarrega’nın tırnak ve parmak ucu kullanımı üzerine yazılı bir kaynak bırakmaması nedeniyle, bu konudaki düşüncelerinin doğrudan günümüze ulaşmadığı görülmektedir. Bu olumsuzluğun yanında bazı öğrencilerinin konu hakkındaki çeşitli görüşleri kayda aldıkları saptanmıştır. Günümüze ulaşan bu bilgiler incelendiğinde tırnak ve parmak ucu kullanımında değişik görüşlerin olduğu; ancak Tarrega’nın yaşamının son dokuz yılında bu konuda arayışa girdiği ve parmak ucu kullanarak gitar çaldığı söylenebilir.
Buna göre, Tarrega’dan önceki dönemlerde çeşitli metotlarda parmak ucu kullanımı yer almasına karşın; Tarrega’nın parmak ucu kullanmaya, tırnaklarında bir şekilde yaşadığı sorunların ardından başladığı söylenebilir. Rastlantısal koşullardan ya da zorunluluklardan doğan söz konusu sorunların; Tarrega’yı tırnak ve parmak ucu kullanımı üzerine arayışa sürüklediği dile getirilebilir. Eldeki verilere göre bu arayışın; Tarrega’nın parmak ucuyla çalmayı temel alan, tırnakların parmak ucunu geçmeyecek şekilde kesildiği bir modelin oluşmasıyla son bulduğu düşünülebilir.
KAYNAKLAR
AMAT, Carlos Gomez “19. Yüzyıl”, Historia De La Musica Espanola,
5. Cilt, İkinci basım Madrid 1988
BELLUCCI, Renato “Fingernails-A Little History”,
http://www.mangore.com/classical_guitar_fingernails.html
BOBRI, Vladimir Eine Gitarrenstunde mit Andres Segovia, Hallwag Verlag,
Bern und Stuttgart,1977, (İlk Basım 1972)
CEMİL, Murat Yeni Başlayanlar ve Geliştirmek İsteyenler İçin Klasik Gitar
Metodu, Aktüel Yayınları, Alfa Akademi, İstanbul 2005
ESPINOS, Adrian Ruiz “Como Interpretar a Tárrega” (Tárrega’yı Yorumlamak)
http://guitarra.artelinkado.com/guitarra/interpretar_Tárrega.htm (http://guitarra.artelinkado.com/guitarra/interpretar_T%C3%A1rrega.htm)
HERAS, Jesuo de las “Tárrega, His Life and His Music”,
http://www.geocities.com/Vienna/Strasse/3415/tarreng.htm
KANNECİ, Ahmet Gitar Metodu, Evrensel Müzikevi, Ankara, 1998
PUJOL, Emilio The Dilemma of Timbre on the Guitar, Ricordi Americana,
Buenos Aires, 1960
_____________, Tárrega - Ensayo Biográfico, Los Talleres Gráficos de Ramos,
Afonso & Moita, Lda.Lisboa 1960
_____________, Das Dilemma des Klanges bei der Gitarre,
Der Volksmusikverlag, Hamburg, 1975
_____________, Guitar School, Based on the Principles of Francisco Tàrrega,
Book One, Editions Orphée, Boston1983
TARRAGO, Graciano Metodo Graduado-Para aprender a tocar la Guitarra,
Editorial Bolileau, Barcelona, 1960
Dipnotlar
* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref1) parmak ucu ile çalma: Parmakların etli kısmı ile çalma; tırnaksız çalma.
[1] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref2) Ahmet KANNECİ, Gitar Metodu, Evrensel Müzikevi, Ankara, 1998, s.24
[2] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref3) Murat CEMİL, Yeni Başlayanlar ve Geliştirmek İsteyenler İçin Klasik Gitar Metodu, Aktüel
Yayınları, Alfa Akademi, İstanbul 2005, s.19
[3] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref4) Renato BELLUCCI, “Fingernails-A Little History”,http://www.mangore.com/classical_guitar_fingernails.html
[4] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref5) Emilio PUJOL, Das Dilemma des Klanges bei der Gitarre, Der Volksmusikverlag, Hamburg, 1975 (Volf MOSER’in çevirisi ile.)
[5] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref6) Emilio PUJOL, adı geçen eser, s.6
[6] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref7) Renato BELLUCCI, “Fingernails-A Little History”,önce verildi.
[7] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref8) Emilio PUJOL, a. g. e., s.7
* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref9) Altı telli gitar çalma prensipleri
* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref10)* İspanyol gitarı çalma sanatı
[8] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref11) Renato BELLUCCI, “Fingernails-A Little History”, önce verildi.
* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref12)** Destekli vuruş: Apoyando, Sağ elde parmak tele vuruş yapıp teli çektikten sonra, bir üst tele
yaslanmasından dolayı destekli vuruş adını almaktadır. Murat CEMİL, Klasik Gitar Metodu,
önce verildi. s.61
[9] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref13) Renato BELLUCCI, a.g.e.
[10] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref14) Emilio PUJOL, Das Dilemma des Klanges bei der Gitarre, önce verildi, s.21
[11] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref15) Emilio PUJOL, Guitar School, Based on the Principles of Francisco Tàrrega, Book One, Editions Orphée, Boston1983, s. 58
[12] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref16) Emilio PUJOL, a.g.e., s. 49-50
[13] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref17) Graciano TARRAGO, Metodo Graduado-Para aprender a tocar la Guitarra, Editorial Bolileau,
Barcelona, 1960, s. 8-9
[14] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref18) Vladimir BOBRI, Eine Gitarrenstunde mit Andres Segovia, Hallwag Verlag, Bern und Stuttgart,
1977, (İlk Basım 1972) s.56
[15] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref19) Jesuo de las HERAS, “Tárrega, His Life and His Music”, önce verildi.
[16] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref20) Adrian Ruiz ESPINOS, “Como Interpretar a Tárrega”(Tárrega’yı Yorumlamak)
http://guitarra.artelinkado.com/guitarra/interpretar_Tárrega.htm (http://guitarra.artelinkado.com/guitarra/interpretar_T%C3%A1rrega.htm)
* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref21) arteriosclerosis: Arter çeperinde yağ birikmesi.
[17] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref22) Carlos Gomez AMAT, “19. Yüzyıl”, Historia De La Musica Espanola, 5. Cilt, İkinci basım
Madrid 1988, s.91–92
[18] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref23) Emilio PUJOL, Tárrega - Ensayo Biográfico, Los Talleres Gráficos de Ramos, Afonso & Moita,
Lda.Lisboa 1960, s.149
[19] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref24) Emilio PUJOL, The Dilemma of Timbre on the Guitar, Ricordi Americana, Buenos Aires, 1960,
s. 48–49
[20] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref25) Adrian Ruiz ESPINOS, “Como Interpretar a Tárrega”(Tarrega’yı Yorumlamak), önce verildi.
Efgan RENDE
(“F.Tarrega’nın klasik gitar eğitimine katkıları (E.Rende, 2006)”konulu tezden derlenmiştir)
Gitaristler arasında, günümüzde, gitarın tırnakla ya da parmak ucuyla* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn1) çalımı konusunda oldukça ciddi tartışmalar yaşanmaktadır. Ahmet Kanneci uzadıkça dışa bükülen; uzadıkça içe bükülen ve düz şekilde uzayan üç tip tırnak olduğunu belirtmektedir.[1] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn2) Tırnak, sürekli değişen; kişiden kişiye farklılık gösteren fizyolojik bir etmendir. Sadece tırnak ile çalmanın, gitarda belli bir ton oluşumuna zemin hazırlasa da, sözkonusu değişkenliğin çalan kişide uygun ton üretememe, her zaman aynı uzunlukta tırnak kullanamama ve sürekli bakım yapma zorunluluğu gibi olumsuzluklardan dolayı, çalma sırasında gitaristte bir güvensizlik yarattığı söylenebilir. Parmak ucu kullanılarak -sadece parmağın etli kısmı ile- çalmanın ise tonun donuk ve zayıf çıkmasına neden olacağı, dolayısıyla ton üretiminde, belli bir kaybın oluşacağı düşünülmektedir. Tırnak ile çalma konusunu, Murat Cemil şu şekilde dile getirmektedir :
“Birçok kişinin ve hatta bazı gitar çalanların bildiğinin aksine, gitar tamamen tırnaklarla çalınan bir çalgı değildir. Teli ilk vuran ve çekiş hareketini sağlayan parmağın etli kısmı iken, sesin rengini ve parlaklığını sağlayan tırnak, parmağın tele en son temas ettiği kısımdır. Sadece tırnaklar ile üretilen bir ses; zayıf, metalik ve müziğe olumsuz olarak yansıyan tırnak sesleriyle oluşacaktır. Sadece parmaklarla tırnaksız elde edilen seste ise; donuk, renksiz ve güçsüz bir ton elde edilecektir. Bu nedenle gitardan çıkan kaliteli ses: parmağın etli kısmı ve tırnağın birlikte ürettiği bir biçimde oluşmalıdır.”[2] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn3)
Gitarın tırnakla mı, tırnaksız mı çalınması gerektiği konusu, günümüzde yeni başlamış bir tartışma değildir. Gitarın tarihsel evrimi sırasında, gitarın ataları sayılan lut, vihuela, chitarrone gibi bazı telli çalgıların nasıl çalınması gerektiği konusunda da aynı tartışmalar yaşanmıştır. Günümüzde tırnak ve parmak ucu kullanımında değişik yaklaşımlar olduğu gözlemlenmektedir. Bu yaklaşımları yorumlayabilmek için, geçmişte değişik dönemlerde yazılmış kitaplardaki söz konusu fikirleri iyi incelemek gerekmektedir. Renato Bellucci’nin “Tırnak Kullanımının Kısa Tarihi”[3] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn4) adlı makalesi ve Emilio Pujol’un “Gitarın Tınısında Ton İkilemi”[4] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn5) adlı kitabı bu bakımdan önem taşımaktadır.
Miguel de Fuenllana’nın (1500–1579) vihuela metodu olan “Orphenica Lyra” (1554) adlı kitabı, tırnakla ya da tırnaksız çalma sorununa değinen ilk yazılı kaynak olma özelliği ile ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada Fuenllana, tırnak ile çalmanın sanatçının becerisi ile ilgili olduğunu; tırnak kullanmadan çalmanın ise teknik açıdan sorun yaratabileceğini dile getirmektedir. Aynı metodunda yazar “sadece parmak, tamamen canlı şey; ruhun amacını bildirir” diyerek, tırnağın cansız bir varlık olmasından dolayı parmak ucu kullanımını tercih ettiğini belirtmektedir.[5] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn6)
Lutist Alessandro Piccinini’nin (1566–1638 ) tırnakların nasıl kullanılması gerektiği konusundaki yaklaşımı, modern gitaristlerin çoğunun yaklaşımıyla benzerdir. Piccinini, “Intavolaratura di liuto et di chitarrone” (1623) adlı kitabında “Çalıcı, tele etle dokunmalı, teli enstrümanın göbeğine doğru itmeli ve tırnak dolaylı olarak karşı tele kaymalıdır” diyerek tırnak ve parmak ucu kullanımını önermektedir.[6] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn7) 16. yy.ın ikinci yarısında yaşamış olan Piccinini’nin modern gitaristlerle benzer görünen tırnak kullanımı düşüncesi dikkat çekici görünmektedir.
Thomas Mace (1612–1706) “Musick’s Monument” (1676) adlı lut kitabında, parmak ucuyla çalmayı tercih ettiğini belirtmekte, fakat tırnak kullananların avantajlı olduğunu da kabul etmektedir: “Tırnakların kullanılması sesin duyulmasını mümkün kılarken, bir müzik topluluğu içinde etle çalınan bir lutun çıkardığı yumuşak ses kaybolur” diyen Mace, yine de parmak ucu ile çalmayı tercih etmektedir.[7] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn8)
Bellucci, barok gitarist Francesco Corbetta’nın (1615–1681) da tırnak kullandığını belirtmektedir.
1799 yılında, Frederico Moretti’nin “Principios para tocar la guitare de seis ordenes”* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn9) adlı kitabı ile Fernando Ferrandiere’nin (1771-1816) “Arte de tocar la guitarra Espanola”* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn10)* adlı kitabı İspanya’da yayımlanmıştır. Moretti parmak ucu kullanımını, Ferrandiere ise tırnak kullanımını tercih etmiştir. Bellucci, Fernando Sor’un, Moretti’nin kitabı için “gitaristlerin hatalı adımlarını aydınlatmaya hizmet eden bir meşaledir” diye yorum yaptığını belirtmektedir.[8] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn11)
Aynı yıl ve yerde yayımlanan söz konusu iki kitabın, tırnak-parmak ucu kullanımında farklı yaklaşımları taşıdığı görülmektedir. Bu durum, gitaristlerin tırnakla ya da parmak ucuyla çalma tercihlerini, yaşadıkları dönemin yaygın anlayışına göre belirlemediklerini, tamamen kendi kişisel tercihleri ve deneyimleri doğrultusunda karar verdiklerini göstermektedir.
Fernando Sor’un (1778–1839), yaşadığı günlerde en beğenilen gitaristlerden ve bestecilerden biri olduğu bilinmektedir. Onun besteleri ve gitar çalışmalarının, günümüzde gitar repertuvarında önemli bir yer tuttuğu söylenebilir. Parmak ucu-tırnak kullanımı konusunda Sor: “Hayatımda tırnaklarıyla çalan bir gitaristin, asla destekli çaldığını duymadım” diyerek, gitar çalarken tırnak kullanan gitaristlerin, destekli vuruş* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn12)** tekniğini uygulayamadıklarını düşündüğünü belirtmektedir. Kendinden önceki bazı yazarlar gibi Sor’un da, tırnakların yarattığı seslerden şikayetçi olduğu belirtilmektedir. Tırnak kullanımıyla üretilen tonun, hoş olmayan bir ton olduğunu ve çalarken tırnaklardan çıkan sesin, gürültü yarattığını savunan Sor; tırnak kullanımının “ses kalitesinin azar azar değişerek üretilmesine neden olduğu”nu belirtmektedir. Bununla birlikte, “tırnaklar hızlı pasajları kolaylaştırır” diyerek tırnağın olumlu etkisine de, kitabında dikkat çekmektedir. Sor, tırnak ve parmak ucu kullanımı konusunda olduğu gibi, diğer önemli konularda da en son kararı verecek olan kişinin, gitaristin kendisi olduğunu belirtmektedir:
“Sizi bu konuyu ya da kuralları incelemeye yönlendirdiğimde, sadece benim otoriteme güvenmeyin; aklınızı da kullanmayı düşünün. Sizi ikna edecek hiçbir düşüncem olmadığını görürsem; bilime inanan bir insan olarak, benim bu inancım sarsılacaktır.”[9] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn13)
Dionisio Aguado (1784–1849) “Nuevo Metodo para guitarra” adlı kitabında A. Piccinini gibi, modern gitaristlerle çok benzer bir tırnak kullanımı tekniğini betimlemiştir. Gitarın hem parmak ucu, hem de tırnak kullanılarak nasıl çalınacağını açıklamıştır. Aguado’nun kendisi de, öğretmeni Manuel de Popolo-Vicente gibi tırnak kullanımını seçmiştir. Aguado, tırnağın gitara eşsiz bir ses verdiğine ve bu nedenle tırnağın, gitarın karakterini en iyi ortaya çıkaran etken olduğuna inanıyordu. Ona göre tırnak kullanımı, mümkün olabilen en hızlı, en temiz çalınışa ve büyük ölçüde tını çeşitlemelerine olanak sağlayan bir etkendi.
Bellucci, Tarrega’nın öğretmeni Julian Arcas (1832–1882) gibi, tırnak kullandığını belirtmektedir. Ona göre Tarrega, 1900’de konser vermeyi bırakmış; aynı zamanda tırnaksız çalmaya başlamıştır. Bellucci’nin, çalışmasında, Pujol’un düşüncelerine önem verdiği; hatta Pujol’un gitarda ton üretimi üzerine görüşlerini içeren kendi kitabından doğrudan alıntılar yaparak değerlendirdiği saptanmıştır. Bu çalışmada belirtildiğine göre, Pujol, Tarrega’nın, parmak ucu kullanımı tekniğinin, “tel titreşiminin gövdeye geniş, düzgün ve sağlamca uygulanışı”ndan dolayı, temiz ses verdiğini belirtmiştir. Fuenllana’nın düşüncesini yineleyen Pujol, “sanatçının tellere dokunuşundaki hassasiyeti engelleyen tırnağın yanıt vermediği durumlarda, ruhu hissettiren en iyi iletkenin et olduğuna” dikkat çekmiş; “bu dokunuş kesinlikle geliştirilmelidir” şeklindeki görüşünü de sunmuştur. Sözkonusu dokunuş üzerine Pujol şunları belirtmektedir;
“Bir telin tonu, ciğerlerimizi dolduran hava gibi duygularımızı en derinden etkileyen, parmak ucunun sahip olduğu gerçek mükemmellikle yapılan vuruşla doğar. Onun ifadeleri, arpın gerçek anlamda etkileyici ve hassas tınıları gibi tinseldir. Etle çalış, Roma gücü ve Grek dengesi gibi çok özel bir karaktere sahiptir. Bir orgun ciddiyetini ve bir çellonun ifadesindeki keskinliği hatırlatır; çalgının dişiliği ortadan kalkar ve gitar, erkek ciddiyetinde bir enstrüman olur. Son söz olarak etle çalış, duygularımızın derinliklerindeki katıksız iletkenliği destekler.”[10] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn14)
Bellucci, Pujol’un tırnakla çalım konusunda; çalıcıya, tını çeşitlemeleri, temiz armoniler, vibrato, hız ve artikülasyon sunması açısından, daha fazla beceri verdiği yönünde görüş belirttiğini dile getirmektedir. Pujol’a göre tırnaklar sağ el ile en az düzeyde güç sarfederek çalışa da olanak sağlar. Pujol, tırnakla çalınan metalik tremolodansa, parmak ucuyla çalışın, aynılık (tam benzerlik), canlılık ve gürlük, temiz pizzicato ve tinsellik verdiğini dile getirmektedir. Aynı zamanda parmak ucu ile çalma yaklaşımının, parmağın etli kısmında direncin artmasına bağlı olarak, teli çekmek için daha fazla güç harcanacağından, virtüoziteyi zorlaştıracağı belirtilmektedir. Pujol’un kitabı, her yaklaşımın özelliklerini oldukça dengeli bir şekilde özetleyerek son görüşü okuyucuya bırakmaktadır.
Pujol, Tarrega Okulu prensiplerine göre yazdığı dört kitaplık metotta tırnaksız çalma şeklini önermektedir. Ancak, tırnak ile çalmak isteyenlere de 1. kitapta tırnakla çalmanın yolları açıklanmaktadır. Tırnakla çalmak için, tırnağın, parmak ucunun etli kısmını çok az geçecek kadar uzun olması gerektiği ve parmağın uç kısmının şekline uygun olması gerektiği belirtilmektedir. Teli çekişin, parmağın tırnağa yakın olan etli kısmıyla başlatılması gerektiğini belirten Pujol, parmağın tel üzerinden kayarken, tırnağın dolaylı yoldan tele değmesi gerektiğini dile getirmektedir.[11] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn15)
Pujol, metodunun 1. kitabının 169. paragrafında, telin tırnak gibi sert bir cisimle çekildiği zaman daha tiz ve metalik tınladığını belirtmektedir. Bunun nedenini ise, tınlayan sesin doğuşkanlarının baskın çıkmasına bağlamaktadır. Ancak, sadece parmak ucu ile çalındığında, yumuşak bir dokunun teli çekmesi nedeniyle, doğuşkan seslerin kaybolduğu ve temel sesin güçlü bir şekilde tınladığı belirtilmektedir. Pujol, bu nedenlerle tırnaksız çalma ile daha yumuşak ve daha hacimli bir ton elde edilebileceğini savunmaktadır.[12] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn16)
Miguel Llobet’in öğrencisi olan Graciano Tarragó, yazmış olduğu gitar metodunda hocasının, tırnak ve parmak ucunu birarada kullanmaya yönelik bir teknikle gitar çaldığını belirtmektedir. Tarragó, bu tekniği uygularken başparmağın tırnaksız olması gerektiğini vurgulamaktadır.[13] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn17)
Andres Segovia (1893-1987), Aguado’nun ve hocası Llobet’in tırnak çalma tekniğini kullanmıştır. Tarrega’nın tırnaksız çalma konusunda görüşü sorulduğunda; Segovia tırnak kullanmamanın büyük bir hata olduğunu dile getirmiştir. Segovia düşüncelerini “Gitarın gürlüğünü, tını ve renk farklılığını azaltırsınız. Tarrega, gitarın gerçek doğasında var olan, tını zenginliğinden ve renk farklılığından vazgeçti” şeklinde belirtmektedir. Vladimir Bobri’nin Segovia tekniğini anlattığı kitabında, tırnak kullanımının ayrıntıları açıklanmaktadır. Gitaristin sahip olması gereken tırnak uzunluğunun nasıl olması gerektiği konusunda okuyucuyu aydınlatmak amacıyla bir çizim kullanılmıştır.[14] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn18) (Bkz.: Şekil 1)
http://www.klasikgitar.org/nuke/images/tirnak.gif
Şekil 1
Segovia’nın belirlediği tırnak uzunluğu
Söz konusu çizim incelendiğinde; parmak göz hizasına getirildiği zaman, tırnağın parmak ucunu az bir uzunlukta (1-2 mm.) geçmesi gerektiği görülmektedir. Ayrıca parmağın tele değen ilk bölümünün kesinlikle parmağın etli kısmı olduğu vurgulanmaktadır.
Pujol’un tırnakla çalmak isteyenlere betimlediği tırnak şekli ile Segovia’nın önerdiği tırnak şekli ve her iki gitaristin de önerdiği tırnakla çalma uygulanışının birbirine benzer olduğu görülmektedir. Llobet’in Segovia’ya ders verdiği göz önünde bulundurulursa, Segovia’nın tırnakla çalma konusundaki düşüncesinin temelini Llobet’den aldığı sonucu çıkarılabilir.
Belluci çalışmasında, günümüzde Segovia’nın etkisiyle gitaristlerin çoğunun tırnakla çaldığını söylemekte; Segovia ve onun takipçilerinin popülerliği ve etkinlikleriyle bu konuda kararın verildiğini dile getirmektedir. Bellucci’ye göre bugün gitaristler tarafından tırnak kullanımı konusunda büyük çoğunluk hemfikir görünmektedir.
Tarrega Neden Tırnaktan Vazgeçip Parmak Ucu İle Devam Etti?
Tarrega’nın 1901’den itibaren tırnak kullanmamasıyla ilgili değişik kaynakların farklı değerlendirmeler içerdikleri görülmektedir. Bu görüşler şöyle değerlendirilebilir;
Araştırmacı Jesuo de las Heras, Tarrega’nın tırnak kullanımındaki değişimin adım adım geliştiğine dikkat çekmektedir. Ona göre Tarrega, öğretmeni Arcas gibi önce tırnakla çalmaya başlamış, daha sonra tırnaklarını giderek kısaltmıştır. Heras, Tarrega’nın en uygun tırnak uzunluğunu ölümünden kısa bir süre önce belirleyerek, aynı zamanda bir kemancı olan kardeşi Vincente Tarrega’ya sözlü olarak aktardığını; ancak Vincente’nin bu bilgileri tekrarlayamadığını dile getirmektedir. Dolayısıyla Tarrega’nın hem tırnakla hem de parmak ucuyla çalmaya dönük bir teknik geliştirdiğine inanan Heras’a göre Tarrega; Sor ve Aguado’yu doğrudan izlememiş olsa da, ikisi arasında seçici bir duruşu olduğunu belirtmiştir. Heras, aynı zamanda Pujol’un “The Dilemma of Timbre on the Guitar” adlı eserinden de, Tarrega’nın, tırnak kullanımı konusunda, Aguado’dan Sor’a doğru bir gelişim geçirdiği sonucunu çıkarttığını belirtmektedir.[15] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn19)
Araştırmacı Adrian Ruiz Espinos’un “Francísco Tarrega 1852-2002, Biografía Official” adlı kitabında, Tarrega’nın parmak ucu kullanımı hakkında ilgi çekici ayrıntılar yer almaktadır. Tarrega Okulunun en önemli temsilcilerinden ve aynı zamanda Tarrega’nın iyi öğrencilerinden biri olan Valencia’lı Josefina Robledo, tarihi bir tanıklıkta bulunmaktadır:[ (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn20)16] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn20)
“...maestro çalıyordu, kendinden geçmiş gibiyken eliyle istem dışı bir hareket yaptı ve tırnağı kırıldı; çalmaya devam edemedi. O gün çok sevdiği gitarını çalamadığı için çok huzursuz bir gün geçirdi. Bir sonraki gün sessizliğe ve sıkıntıya dayanamayıp, tırnaksız parmağına rağmen egzersiz yapmaya başladı. O zaman bir sürprizle fark etti ki, tırnağı olmayan parmağıyla diğerlerinkinden daha net ve saf bir ses çıkartabiliyordu. Birkaç deneme ve incelemeden sonra düşünüp taşındı, tırnaklarını kesti; tekniğini değiştirmek zorunda kaldı. Yeni tekniğini gitarın sesini tinselleştirene kadar arıtmak için, sağ elinin parmak ucuna gerekli sertliği vererek, ilk titreşimi etkilemeden, tırnakla dokunmadan, önceki sağ el pozisyonunu biraz değiştirerek adapte etti. Bu yeni tekniğiyle çıkardığı ses, vihuela sesinden daha çok, arpın çıkarttığı tatlı sese benziyordu...”
Espinos, çalışmasında Tarrega’nın öğrencilerinden Domingo Prat’ın “Diccionario de Guitarristas” adlı eserinde, öğretmeni Tarrega’nın arteriosclerosis* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn21) rahatsızlığından dolayı tırnaklarını kesmek zorunda kaldığını belirtmiştir. Prat, eserinde bu durumu şöyle açıklamaktadır:
“Sağlıklı bedeni arteriosclerosis rahatsızlıklarını hissetmeye başlar, duyarlılığını kaybederek tırnakları sertleşip değişiyor ve parmak uçlarından ayrılarak bozuluyorlardı, bu yüzden tırnaklarını kesmek zorunda kalır.”
Benzer bir bilginin 5 ciltlik İspanyol Müzik Tarihi Ansiklopedisi’nde de yer aldığı görülmektedir. Söz konusu bölümü hazırlayan Carlos Gomez Amat, hastalığından dolayı tırnaklarını kaybeden Tarrega’nın, bu durum karşısında gitarı bırakmak yerine, yeni bir teknik geliştirdiğinden söz etmektedir. Amat, parmak ucuyla çalmaya dayanan yeni tekniğin, müzikal ifadeyi güçlendirdiğine ve müzikal değer kazandırdığına dikkat çekmektedir.[17] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn22)
Espinos, Tarrega’nın diğer öğrencisi Pujol’un, Prat’ın açıklamalarını ustasının anısına yapılan bir hakaret olarak algıladığını belirtmektedir. Pujol’un Prat’ın görüşünden duyduğu rahatsızlığın nedeninin, tırnak ve parmak ucu kullanımı ile ilgili Tarrega’nın çalışmalarının varlığı ve çabalarından dolayı olduğu düşünülebilir. Pujol, öğretmeninin biyografisini anlattığı “Tarrega - Ensayo biográfico” adlı kitabında Tarrega’nın fiziki görüntüsü ve tırnak kullanımı ile ilgili şunları belirtmektedir;
“Tarrega, Valencia bölgesinin insan tipine göre olağan boyda; siyah ve yoğun, Romalı modelinde kesilmiş saçı; erkeksi yüz hatları, geniş alnı, düz burnu, yaşadığı çağdaki tarza göre şekillenmiş bıyık ve sakalı, anlamlı ağzı, ince çerçeveli gözlüklerinin arkasında kalın kaşları, yumuşak ve etkileyici bakışıyla; akıllı, çekici ve kıbar bir görüntü oluşturuyordu. Ses tonu net ve erkeksiydi; ve aksanı ruhunun samimi duyarlılığını yansıtıyordu. Elleri orantılı , esnek ve yumuşak... Devamlı uygulanan ağır ve inatçı egzersizler parmaklarının anatomisini ortaya çıkartmıştı. (...) Tırnakları, parmakların ucunun seviyesinde kesilmişler; sol elinin parmak uçları, devamlı diyapazonu vurmaktan sertleşmişlerdi. (...) Bir tırnağını yitirdiğinde, telin üzerindeki tırnak vuruşu olmadan nasıl ham bir ses ortaya çıktığını fark etmişti. Bu durumda parmağın farklı bir hareket, farklı bir kuvvet, farklı bir dokunuşa ihtiyacı oluyordu. “[18] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn23)
Pujol’a göre Tarega, parmak ucu kullanımına Prat’ın belirttiği gibi herhangi bir rahatsızlık nedeniyle değil, tamamen kendisinin araştırmaları sonucu karar vermiştir. Tarrega’nın müzikalitesindeki aşamalı değişimi, hocasının Mozart, Haydn ve Beethoven, sonra Chopin, Mendelssohn ve Schumann çalışırken geliştiğine işaret eden Pujol, Tarrega’nın son olarak Bach’ın eserlerini çalışırken, daha iyi bir müzikalite için, daha saf bir ses aradığını belirtmekte ve bu sesi yaylı çalgıların tınısına yakın olan parmak ucu tekniği ile yakaladığını dile getirmektedir. Bu tekniğin seslere, maksimum hacim, kuvvet ve saflık kazandırdığını belirten Pujol, bunun nedenini “parmak ucunun tırnağa göre daha geniş ve daha yumuşak bir yapıda olmasıdır” diyerek açıklamaktadır.[19] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn24)
Espinos, Tarrega’daki arayışın 1901 ve 1902 yılları arasında gerçekleştiğini belirtmektedir. Bu durumu Pujol şöyle dile getirmektedir:
“Sağ el tırnaklarının parmağından daha uzun olan kısmını yavaş yavaş ama durmadan törpüledi, tırnağın sesin üzerindeki etkisini adım adım azaltarak onu yok edene kadar devam etti. Bu işlem, çalmasında tamamen yeni bir evre anlamına geliyordu.”
Bu yeni evrenin, 1902 yılında Tarrega’nın Barcelona’daki “Quatre Gats” adlı kafede verdiği konserle başladığını belirten Espinos, ayrıca Tarrega’nın besteci ve kemancı olan arkadaşı Joaquin Manen’in (1883-1971) tanıklığına dikkat çekmektedir. Manen, Tarrega’yı 1905 yılı dolaylarında Valencia’daki evinde (Wolf Moser’e göre Barcelona’da) son defa ziyarete gittiğini, “Artes y Letras” adlı derginin 15 Aralık 1915’de yayımlanan sayısında belirtmektedir;
“Schumann’dan uyarladığı bir düzenlemesini dinletiyordu, genelde olduğundan daha çok çalışma, daha çok fedakarlık ve daha çok çaba gerektiren yeni çalma tekniğini anlattı… Umutsuzluk arasında ümitler...Zalim gerçeğin arasında idealizm…”[20] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftn25)
SONUÇ
Tarrega’nın tırnak ve parmak ucu kullanımı üzerine yazılı bir kaynak bırakmaması nedeniyle, bu konudaki düşüncelerinin doğrudan günümüze ulaşmadığı görülmektedir. Bu olumsuzluğun yanında bazı öğrencilerinin konu hakkındaki çeşitli görüşleri kayda aldıkları saptanmıştır. Günümüze ulaşan bu bilgiler incelendiğinde tırnak ve parmak ucu kullanımında değişik görüşlerin olduğu; ancak Tarrega’nın yaşamının son dokuz yılında bu konuda arayışa girdiği ve parmak ucu kullanarak gitar çaldığı söylenebilir.
Buna göre, Tarrega’dan önceki dönemlerde çeşitli metotlarda parmak ucu kullanımı yer almasına karşın; Tarrega’nın parmak ucu kullanmaya, tırnaklarında bir şekilde yaşadığı sorunların ardından başladığı söylenebilir. Rastlantısal koşullardan ya da zorunluluklardan doğan söz konusu sorunların; Tarrega’yı tırnak ve parmak ucu kullanımı üzerine arayışa sürüklediği dile getirilebilir. Eldeki verilere göre bu arayışın; Tarrega’nın parmak ucuyla çalmayı temel alan, tırnakların parmak ucunu geçmeyecek şekilde kesildiği bir modelin oluşmasıyla son bulduğu düşünülebilir.
KAYNAKLAR
AMAT, Carlos Gomez “19. Yüzyıl”, Historia De La Musica Espanola,
5. Cilt, İkinci basım Madrid 1988
BELLUCCI, Renato “Fingernails-A Little History”,
http://www.mangore.com/classical_guitar_fingernails.html
BOBRI, Vladimir Eine Gitarrenstunde mit Andres Segovia, Hallwag Verlag,
Bern und Stuttgart,1977, (İlk Basım 1972)
CEMİL, Murat Yeni Başlayanlar ve Geliştirmek İsteyenler İçin Klasik Gitar
Metodu, Aktüel Yayınları, Alfa Akademi, İstanbul 2005
ESPINOS, Adrian Ruiz “Como Interpretar a Tárrega” (Tárrega’yı Yorumlamak)
http://guitarra.artelinkado.com/guitarra/interpretar_Tárrega.htm (http://guitarra.artelinkado.com/guitarra/interpretar_T%C3%A1rrega.htm)
HERAS, Jesuo de las “Tárrega, His Life and His Music”,
http://www.geocities.com/Vienna/Strasse/3415/tarreng.htm
KANNECİ, Ahmet Gitar Metodu, Evrensel Müzikevi, Ankara, 1998
PUJOL, Emilio The Dilemma of Timbre on the Guitar, Ricordi Americana,
Buenos Aires, 1960
_____________, Tárrega - Ensayo Biográfico, Los Talleres Gráficos de Ramos,
Afonso & Moita, Lda.Lisboa 1960
_____________, Das Dilemma des Klanges bei der Gitarre,
Der Volksmusikverlag, Hamburg, 1975
_____________, Guitar School, Based on the Principles of Francisco Tàrrega,
Book One, Editions Orphée, Boston1983
TARRAGO, Graciano Metodo Graduado-Para aprender a tocar la Guitarra,
Editorial Bolileau, Barcelona, 1960
Dipnotlar
* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref1) parmak ucu ile çalma: Parmakların etli kısmı ile çalma; tırnaksız çalma.
[1] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref2) Ahmet KANNECİ, Gitar Metodu, Evrensel Müzikevi, Ankara, 1998, s.24
[2] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref3) Murat CEMİL, Yeni Başlayanlar ve Geliştirmek İsteyenler İçin Klasik Gitar Metodu, Aktüel
Yayınları, Alfa Akademi, İstanbul 2005, s.19
[3] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref4) Renato BELLUCCI, “Fingernails-A Little History”,http://www.mangore.com/classical_guitar_fingernails.html
[4] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref5) Emilio PUJOL, Das Dilemma des Klanges bei der Gitarre, Der Volksmusikverlag, Hamburg, 1975 (Volf MOSER’in çevirisi ile.)
[5] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref6) Emilio PUJOL, adı geçen eser, s.6
[6] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref7) Renato BELLUCCI, “Fingernails-A Little History”,önce verildi.
[7] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref8) Emilio PUJOL, a. g. e., s.7
* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref9) Altı telli gitar çalma prensipleri
* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref10)* İspanyol gitarı çalma sanatı
[8] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref11) Renato BELLUCCI, “Fingernails-A Little History”, önce verildi.
* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref12)** Destekli vuruş: Apoyando, Sağ elde parmak tele vuruş yapıp teli çektikten sonra, bir üst tele
yaslanmasından dolayı destekli vuruş adını almaktadır. Murat CEMİL, Klasik Gitar Metodu,
önce verildi. s.61
[9] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref13) Renato BELLUCCI, a.g.e.
[10] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref14) Emilio PUJOL, Das Dilemma des Klanges bei der Gitarre, önce verildi, s.21
[11] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref15) Emilio PUJOL, Guitar School, Based on the Principles of Francisco Tàrrega, Book One, Editions Orphée, Boston1983, s. 58
[12] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref16) Emilio PUJOL, a.g.e., s. 49-50
[13] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref17) Graciano TARRAGO, Metodo Graduado-Para aprender a tocar la Guitarra, Editorial Bolileau,
Barcelona, 1960, s. 8-9
[14] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref18) Vladimir BOBRI, Eine Gitarrenstunde mit Andres Segovia, Hallwag Verlag, Bern und Stuttgart,
1977, (İlk Basım 1972) s.56
[15] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref19) Jesuo de las HERAS, “Tárrega, His Life and His Music”, önce verildi.
[16] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref20) Adrian Ruiz ESPINOS, “Como Interpretar a Tárrega”(Tárrega’yı Yorumlamak)
http://guitarra.artelinkado.com/guitarra/interpretar_Tárrega.htm (http://guitarra.artelinkado.com/guitarra/interpretar_T%C3%A1rrega.htm)
* (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref21) arteriosclerosis: Arter çeperinde yağ birikmesi.
[17] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref22) Carlos Gomez AMAT, “19. Yüzyıl”, Historia De La Musica Espanola, 5. Cilt, İkinci basım
Madrid 1988, s.91–92
[18] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref23) Emilio PUJOL, Tárrega - Ensayo Biográfico, Los Talleres Gráficos de Ramos, Afonso & Moita,
Lda.Lisboa 1960, s.149
[19] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref24) Emilio PUJOL, The Dilemma of Timbre on the Guitar, Ricordi Americana, Buenos Aires, 1960,
s. 48–49
[20] (http://www.klasikgitar.org/forum/#_ftnref25) Adrian Ruiz ESPINOS, “Como Interpretar a Tárrega”(Tarrega’yı Yorumlamak), önce verildi.