PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Manuel Barrueco David Russell (Söyleşi)


CemGunenc
10-12-2006, 19:29
Klasik Gitar dünyasında kayıtlarıyla konserleriyle uluslararası önem kazanmış az sayıda esin kaynağı olabilecek kişi var. Konser dinleyicilerinin, müzik eleştirmenlerinin, dünya konser organizatörlerinin tercihi olan İskoçya doğumlu David Russell bu nadir konser gitaristlerinden birisi. Sanatçı bir ailenin üyesi olarak dünyaya gelen Russell gitarla çok erken yaşta tanıştırıldı. Russel gitarı her zaman hayatının merkezinde tuttu-Andrea Segovia’nın kayıtlarını dinleyip örnek alışından efsanevi Jose Thomasla Londra Kraliyet Akademisinde eğitimine; pek çok uluslararası prestijli yarışmalarda birinciliklerden çok sayıda önemli geniş gitar kayıtlarına; gelişen uluslararası konser kariyeri ile formunun zirvesinde olan 50 yaşındaki David Russell günümüzün en önemli gitaristlerinden birisidir.

Russell Segovia’nın mirasını devralmış bir gelenekçidir. Kayıtlarında klasik stilleri kullanır. Çoğunlukla repertuarında zamana dayanabilmiş eserleri tercih eder. Repertuarında J.S. Bach, Domenico Scarlatti, Agustín Barrios Mangoré, Francisco Tárrega, Isaac Albéniz, ve Enrique Granados’un müzikleri vardır. Tradisyonel Seltik melodilerini içeren düzenlemelerinin yer aldığı “Message of the Sea” kaydıyla ya da son çalışması “Aire Latino” albümündeki gibi yeni, bilinmeyen eserleri kaydettiği çalışmalarıyla standart klasik gitar repertuarından ayrılır.Bu eserleri kolayca bir kenara atmayı reddetmiştir. Son çalışmaları dünyaca takdir gören ‘Russel plays Bach’ albümüyle devam eder.

Russell bir gitaristin gitaristidir. Çalışı müzikal düşüncelerle dolu, kolay görünen fakat az sayıda gitaristin erişebileceği sadece Russell’a ait olan birşeydir. Başarı onu değiştirmedi; halbuki Russell ile konuşan birisi onun, gitarı, müziği çok seven, kendisini biraz şanslı sayan birisi olduğu izlemine kapılıyor, o artistik yönü ve kimliği hakkında net fikirlere sahip, şakacı, kendine biraz güvenen, sanatına ve hayatına dürüst tutumla yaklaşan biri. Geçenlerde İspanya’da Vigo’daki evinden telefonla konuştuğum Russell bir konser gitaristi ve de klasik gitarın liderlerinden biri olarak kendi anlayışını ve hayata bakış açısını paylaştı.

Manuel Barrueco (M.B.) : Gitar çalışmaya babanla erken bir yaşta başladın nasıldı?

David Russell (D.R.) : Çalışma zor bir dönem, açıkçası babam bana çocukken nasıl çalmam gerektini öğretti. Bazı anılarım var, uzun zaman önce - 6 yaşımdan önce - oturup gitar tıngırdattığımı hatırlıyorum.

M.B. : İlk hocaların Hector Quiene ve Jose Thomas seni nasıl etkiledi?

D.R. : Açıkçası Hector Quiene bir icracı değildi. Onunla Kraliyet Akademisinde çalışmaya başladığımda 14-15 yaşlarında kendini beğenmişin biriydim.Belki çalmayı bilen birisi ile daha iyi olabilirdim, benden daha iyi olan birisiyle, ayağı daha yere basan birisiyle. (Gülüyor) Jose Thomas inanılmaz bir öğretmendi. İspanya’ya geri döndüğümde bütün güvenimi kazanmıştım. Fazla çalışmamış olmamıza rağmen her zaman kendisini esas öğretmenim olarak ilan ederim.

M.B. : Gençken Andrea Segovia’ya benzemeye çalışırdın ve Segovia ile tanıştın bu buluşmaları anlatır mısın?

D.R. : Ona 3 kere falan çaldım.İlk tanışmamız Jose Thomas ileydi, o tanıştırmıştı beni. Segovia genç, yetenekli gitaristlere karşı çok nazikti bilirsin büyük baba gibi. Bir saate yakın önünde oturdum .....yani Tanrı’ya yakın birinin yanına (Gülüyor) ve dediki “Hadi oğlum heyecanlanma çal bana birşeyler”(Gülüyor). Haftalarca, aylarca ona çalmış olmanın heyecanı bana ilham verdi ve çalışmamı sağladı .Harika biriydi gerçekten çok nazikti.
M.B. : Sıklıkla konser turnelerin boyunca ustalık sınıflarında dersler veriyorsun, onlara nasıl yaklaşıyorsun?

D.R. : Ustalık sınıfındaki ilk işim öğrenciye önündeki bir kaç ay boyunca ilham vermek. Eğer birisi bana ilk defa çalıyorsa onlara bir dahaki sefere kadar daha fazla çalışma arzusu bırakmak istiyorum. Eğer bunu yaparsam bu onlara ilham verir ve bu da daha iyisini başarmalarını sağlar.

M.B. : Telefonda benim tremolomu düzelteceğini umut ediyordum.

D.R. : (Gülüyor) Tabiki derste bazılarına çok küçük şeyleri düzeltebilecek şeyler verebilirsin.Ya da şöyle diyelim birileri benim ustalık sınıfımı birkaç saat boyunca dinliyor, onların benim nasıl düşündüğümü öğrenmelerini istiyorum, nasıl çalıştığımı, yeni bir eseri nasıl öğrendiğimi. Müzikle ve gitarla ilgili her şeye bakış açımı.

M.B. : Gitar çalışmasındaki yaklaşımın nedir?

D.R : Çalışma süresini parçalara bölerim ve genellikle yeterli zamanı ayırabildiğimden emin olabilmek için kronometre kullanırım. Onunla zamanı bölerim eğer yapmassam çalışma programını sevdiğim bir eseri çalışıp diğerlerini atlayarak tamamlayabilirim. Bazı gitaristler atlet gibi çalışırlar ben parmaklarımı, elimi sonuna kadar çalabilmek için korumalıyım. Hoş Segovia 90 yaşına kadar çaldı. Sadece teknik için dikkatli çalışmalar yapmak lazım.Yeni bir eseri öğrendiğiniz ya da öğrenmediğiniz sırada yapılan ya da konser turnesi sırasında yapılan çalışmanın arasında büyük fark var. Bir kere karar verirsem “Tamam bu eseri ezberliyorum” yapabildiğim hızda ezberliyorum.

M.B. : Ezberlemek için özel bir metodun ya da tekniğin var mı?

D.R. : Evet beğenirsen hoş bir teknik var. En sondan başla, son ölçüyü öğren, sonra başa doğru çalış. Bu şekilde zaten sen bir sonraki ölçüde nereye gideceğini öğrenmiş oluyorsun. Oysa baştan ezberlersen bildiğinden bilmediğine doğru ilerliyorsun. Ters çevirince rahatça diğerine geçeceğin ölçü yerine uğraşacağın ölçülere geçiyorsun. Ezberleme sırasında ise çalacağın ölçüyü bir sonra gelecek ölçüden dolayı tanıyorsun. Gerçekten işe yarıyor.

M.B. : Sağ el teknikleri üzerinde çalışmak isteyen öğrencilerine bir yönlendirmen var mı?

D.R. : Tekniği bir apartman bloğu dizmek gibi düşünebilirsin. Eğer en aşağıdaki tuğlalar sağlam olmazsa, duvar üst noktaları sallanabilir. Her hareketi çalış, işaret parmağı ile sol telini çekmek gibi. Eğer bu tamamsa, orta parmakla dene işaret parmağının vuruşundan, orta parmağın vuruşundan emin ol sonra işaret - orta parmak, orta parmak -işaret parmağı sonra 3 nota 4 nota 5 nota. İki nota ile yapmak çok basit. Aynı hızda 5 nota basmak 2’den çok daha zor. Temelin duvarının kurumunun mükemmeliğinden emin ol. Her gün 20 dakikalığına temele in, çok zor şeylerle ısınma. Örneğin 2 oktavlık gamların arasında dolaşan, içerisinde birbirine karışan 5 sorunu olan bir gam var. Onların hiçbirini düzeltmeyeceksin. Devam edeceksin, ama hiçbir şey düzeltmeyeceksin. Eğer bundan kurtulmak istiyorsan parmaktaki cızırtı tırnak telin üzerine doğru inerkenki eğiminden kaynaklanır. Bunun için işaret-orta parmağını ses cızırdamayana kadar çalışacaksın. Ve sesin neden cızırdadığını bul. Bunu öğrenmenin bir yolu da kasten cızırtılı çalmak.


M.B. : Konser sanatçılarının hayatı çok romantik görünür. Sen turnelerden hoşlanıyor musun?

D.R. : Romantik bir fikir olabilirdi fakat biraz zor. Özellikle yolculuğu sevmiyorsan ama ben seyahat etmeyi çok seviyorum. Eşim Maria bütün esas işleri halleder ve nerdeyse her yolculuğa benimle gelir bu da yolculukları daha eğlenceli yapıyor. Eğer egzotik bir yerlere gidiyorsak konserler arası birkaç gün geçirmeye çalışıyoruz. Bazı yıllar senede dokuz ayımı seyahatle geçirirdim artık azaltmaya çalışıyoruz. Bu yıl özel bir yıl karar verdim 50 yaşındayım kendime özel bir ara vericem. Bu suretle 5 ayımı çalmadan geçirebilicem.

M.B. : Her yeri gezdin. Anlatacağın, paylaşabileceğin iyi ya da kötü bir anın var mı?

D.R. : Bir turnede Afrika’da bir buçuk ay içerisinde 48 konser verdim, bazı günler 2 konser. Küçük okullara, üniversitelere, her yere gittim. Bir konserde; bu kötü bir anı, başlangıçta konser salonunda 200 kişi vardı, gerçekten büyük bir salondu. İlk dört parça sırasında salona 400 kişi geldi (Gülüyor). Şansa anfi ile çalıyordum sonra daha sonraki 4 parça ile 400 kişi gitti. Herşeyden önce egom büyümüştü “harika bunu seviyorlar” ya da biliyorsun bunları sevmiyorlar (Gülüyor). Başlangıçtaki 200 kişi orda duruyordu, konser çok güzel bitti. Afrika’da dinleyici seninle konuşuyor. Biri “bu güzel, bunu bir daha çal” ya da yanındaki “Hoş, bize şarkı söylemeyecek misin?” diyebiliyor. Ben de “Biliyorsunuz şarkı söyleyemediğim için gitar öğrendim” dedim (Gülüyor). Bir eser daha çaldım, sonra dediler “Hep beraber şarkı söyleyelim.”
“Benim bilebileceğim şarkılar biliyor musunuz?” dedim. Yılbaşı yakındı, hep beraber benim akorlarımla “Silent Night”ı söyledik. Gerçekten çok hoştu.

M.B. : Seni harika bir yorumcu yapan nedir?

D.R. : Benim jenerasyonumdaki insanları düşünürsen ya da hayatını icra ile harcayan daha eskilerini, hepsinin başlıbaşına bir özelliği var. Tabiki çok iyi çalmak zorundalar, iyi bir repertuar tercih etmek zorundalar; fakat bazı insanlarda sadece sizin de başarılı olmanız gereken iyi sahne duruşları var. Siz çalarken insanlar konserin evde bıraktıkları futbol maçına değdiğini hissetmeleri gerek.

M.B. : Konserden önce tedirgin oluyor musun?

D.R. : Tabiki fakat müzikal, teknik, ezber olarak iyi hazırlanmışsam çok daha az tedirgin oluyorum. Eseri insanlara sevdirmeye konsantre olursanız bu bazı şeyleri daha kolaylaştırıyor. Eğer birileri tedirgin olmuyorsa, bunun nedeni çok konser vermeleri ve neredeyse her gece çalmaları. Sonunda vücudunuz kendini bırakıyor ve heyecanlanmamaya başlıyorsunuz “Bir başka konser diyorsunuz”. Sonunda fazla ilgilenmediğiniz, iyi olmayan başka bir durum ortaya çıkıyor (Gülüyor).

M.B. : Konser günü yapmayı sevdiğin bir rutin var mı?

D.R. : Sabah konser programımdaki eserlere dikkatlice bakarım. Doğru olmayan bütün düğümleri çözmeye çalışırım ve biraz teknik çalışırım. Öğleden sonra 1-2 saat uyumaya bayılırım. Turne sırasında rutinlerden kaçınırım; çünkü her şey sıklıkla değişir ve bir batıl inanca kolaylıkla bağlanabilirsiniz “2 muz 1 bisküvitim vardı, konser süper geçti. Bundan sonra her konsere çıkmadan 2 muz 1 bisküvit yiyeceğim.” Eğer kendimi aynı şeyi çok fazla tekrarlıyorken buluyorsam hemen değiştiriyorum.


M.B : Konser programına nasıl karar veriyorsun?

D.R. : Neyi iyi çaldığını bilmek çok önemli ve bilinen birkaç eserin yanı sıra bilinmeyen güzel birkaç eseri de programa koymak. Ayrıca dinleyiciye sunmak için seçtiklerinizi bir sıraya koymalısınız. Dinleyici bir parçadan diğerine koyalıkla geçebilmeli. Yemeği düşün; güzel bir yemeğe gideceksin, hiçbir zaman biftekten önce dondurmayla başlamazsın. Örneğin bazı parçalar bir sonraki parçayı öldürür.

M.B. : Çok fazla modern müzik çalmıyorsun, neden?

D.R. : Birçok nedeni var. Modern müzik çalarım. Her sene 20.yy.’ın sonlarından birşeyler eklemeye çalışırım. Benim için yazılan, 1 sene sonra çalmam gereken eserler vardır; ama an gelir kendi damak zevkimle başbaşa kalmalıyım. Eğer o müzik için tutkum yoksa, hissedemiyorsam dinleyici önünde güzel çalamam o zaman neden çalayım.

M.B. : Çağdaş besteciler hakkında ne düşünüyorsun?

D.R. : Dinleyiciye ulaşabilen gerçekten çok iyi eserler yazan birçok gitar kompozitörü var. Gitaristler genelde enstrumanı daha iyi kavrıyorlar ve eserdeki sesleri daha güzel yapmak için çalışıyorlar. Öte yandan gitar için yazılmış, ister istemez gitarın tınısını çirkin gösteren eserler var. 60’lı yılların klasik müzik kompozitörleri dinleyicileri geride bıraktı. Modern sanatlarda, resimde gelişmelerde sanatçılar kitlesini yanında götürdü. Fakat müzikte kitle biraz geri planda bırakıldı.

M.B. : Birçok uyarlama yaptın, uyarlamalara nasıl yaklaşıyorsun?

D.R : Bestecinin yazdıklarına sadık olmaya çalışıyorum, ama bazen gitarda daha iyi tınlayacağından dolayı bazı notaları çıkarmanız gerekiyor. Fakat hangi notaları çıkartırsın? Transkripsyon sırasında zarar görmeyecek eserleri uyarlamak istiyorum. Birkaç Bach eseri ve çok sayıda Scarlatti yayımladım. Birileri bunları kullanırsa eserin orjinalini temin etmeli ve benim ne yaptığımı görmeli. Benim yaptığımı yapmak önemli değil. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamak için temel olarak kullan ama kimseye güvenme (Gülüyor).

M.B. : “David Russel plays Bach” albümündeki programı nasıl ve neden seçtin?

D.R. : Bach’a ait çok sevdiğim eserler var. Prelude, Fuge, Allegro; Chaconne; dördüncü Lavta Suiti bunları kendi tadımda çalmak istedim. Bu eserler benim her zaman sevdiğim ve beğenirseniz kendi tarzımla ifade etmek istediğim eserler.

M.B. : Albüm kayıtlarına nasıl hazırlanıyorsun?

D.R. : Uzun zamandır bütün kayıtlarım ya bir besteci ya da bir stil üzerine. Bu bana büyük avantaj sağlıyor. Diyelim ki Barrios kaydı yapıcam. Bu demektir ki 1 sene 6 ay boyunca yaptığı her şeyi çalışabilirim. Kendimi tamamen ona vererek, hakkındaki her şeyi okuyabilirim. Barrios kaydını yapmadan önce konserler için San Salvador’a gittim. Eserlerin el yazmalarını inceledim, birkaç eski öğrencisiyle tanıştım. Böylece kayıt için geri döndüğümde daha fazla güvenim vardı, ve ne çaldığımı gerçekten bildiğimi hissettim. Olsa nolur olmasa nolur (Gülüyor). Neyse şimdi nasıl Barrios çalmak istediğimi biliyorum.


M.B.: Sana ait tradisyonel Seltik ezgileri düzenlemelerini de içeren 1998’deki “Message of Sea” albüm kaydın senin için bir sapma mıydı?

D.R. : Evet öğrencilik yıllarımdan beri İrlanda ve İskoçya müziğini her zaman çaldım. Bu küçük işi sürekli bu tür müzikleri beraber çaldığım bir kontrbassçı arkadaşımla yaptık. O düzenlemeler uzun zaman önce yaptığım düzenlemeler ve zamanla geliştiler. Başta bir kayıt yapmaya yetip yetmeyeceğini bilmiyordum. Ondan Ferdando Sor’un “Bir İskoçya teması üzerine varyasyonlar”ını da kayda ekledim.Bir gün Seltik II’yi çıkartacağım; çünkü çok seviyorum.

M.B. : Yeni albümün Aire Latino Güney Amerikalı bestecilerin eserlerini içerecek? Neler olacak? Ön plana çıkarmak istediklerin var mı?

D.R. : Bu eserlerin çoğu yıllardır repertuarımda olan eserler. Bu cd için Barrios’un “Choro de Saudade”si gibi daha önce çalmadığım klasik bilinen parçalar kaydettim. Manolo Escobar’ın gitarı mi majör akord etmeniz gereken (e g# b g# b e) “La Quartelera” ve “Chopi” gibi sıradışı Güney Amerikan müziğine çok yakın eserleri var. Jorge Morel’in çalışına yıllardır hayranımdır. Onun bazı değerli eserlerini bu albüm için kaydetmek de çok güzeldi. Jorge Cardosa’nın aranje ettiği “Alfonsina y el Mar” çok güçlü Arjantin renkleri taşıyor ve gerçekten çok güzel. Albümün vurguladığı yıllardır Latin Amerikan müziği dinlemenin ve çalmanın keyfi.

M.B. : Yaptığın işler gibi işleri başarmada sana ilham veren nedir?

D.R. : Seyahat etmek ve yeni yerlere gitmek bunlardan biri. Bu yıl eşimle Çin, Hong Kong gibi yerlerdeydik. Sanırım insanlara çalan ve bundan keyif alanlar için bu bir bağımlılık. Çalışmak zorundayım; çünkü tekrar sahneye çıkmak istiyorum. Bu da benim devam etmemi sağlıyor. Sabah uyandığım zaman gitarımı elime almak için bir nedenimin olmasını istiyorum. Sanırım başka ilginç işler de vardır, ama ben bir tane bulamadım.


Kaynak : Manuel Barrueco'nun resmi web sitesi www.barrueco.com
Çeviren : Cem Günenç

onurrus
06-23-2007, 11:24
Ellerine sağlık Cem,benım çok sevdiğim ve defalarca okuduğum bi röportajı çevirmişsin.Insanların okuması ıcın vaktını emegını harcaman cok guzel.Teşekurler.

piyomer
06-23-2007, 20:25
Arkadaşım bende çok teşekkür ediyorum zamanını ayırdığın için...

CemGunenc
06-24-2007, 05:32
Arkadaşlar çok eskiden yaptığım bir çeviri. Ciddi Türkçe hataları yapmışım ama oda tadı tuzu olsun artık :)

mithat
06-24-2007, 22:21
tesekkurler cem