PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hayata bakışımız nasılsa hayatımız da o oluverir..


ayfer
10-09-2007, 01:19
Kimilerini perişan edecek bir durum eğer olumlu düşünen bir insansak,yüreğimiz sevgi doluysa,bizi mutsuz edeceğine bilakis dünyanın en mutlu insanı haline getirebilir.
Ünlü bir tenisçi,turnuvada birinci gelerek büyük ödül hak etmiş.oldukça yüklü bir meblağ teslim edilmiş kendisine.Hemen bir adam yanına gelerek demiş ki 'karım çok hasta.eyer para bulamassam,ölecek ne olur bana yardım edin.'Tedavi için gereken para,ödül miktarı kadarmış.Hiç tereddütsüz tüm parayı adama vermiş tenisçi.Bir kaç dakika sonra başka bir adam yanına gelerek,diğerinin yalan söylediğini,adamın karısının hasta falan olmadığını söylemiş işgüzarca.Zannetmişki adam üzülecek,sinirlenecek.Tenisçi nasıl tepki vermiş biliyor musunuz?''Oh,bugün duyduğum en güzel haber bu.Demek kadın ölümcül hasta değil.''Herhalde şikayet eden adamın şaşkınlıktan dili tutulmuştur.
Kaçımız tenisçinin tepkisini vermeyi başarır acaba,siz dahil,etrafınızdaki kaç kişi bu olgunluğa,bu olumlu düşünceye sahip?Enayi yerine konulmak elbette hiç hoş değil,ama aslolan niyettir dememişler mi?
Başkalarına karşı içimizde beliren öfkeyi yaşatırsak,en zararlı yine biz çıkıyoruz.İkide bir aklımıza o sevmediğimiz yada eleştirdiğimiz kişinin sözlerini getirip,bilmeden kendimizi negatif enerjiyle dolduruyoruz.

ahmetgitar
10-10-2007, 22:53
Sevgili Ayfer,

ne kadar da iyi niyetle- güzel yazmışsın ama eminim ki öyle bir tenisçi asla olmamıştır-yaşamamıştır. Eğer öyle bir tenisçi olsaydı zaten karşısındaki rakibinin üzüleceğini düşünerek maçı bile kazanmazdı. Yani bir insan öyle olamaz.

Ama efsaneler, rivayetler yine insan ürünü ve insanın iç güzelliğinden, hayallerinden-umutlarından bunlar çıkıyor.

En doğrusu hikayenin gerisinde yazdıkların; evet insan kızdıkça, en çok kendine zarar veriyor. En basitinden: Midesi daha bir ağrıyor.

Niyet önemli gerçekten de, ben de bir hikaye anlatayım:
Buda bir gün dolaşırken, küçük bir çocuk ona bir tabak uzatmış bilinçsizce, adeta annesini taklit ediyormuş. Buda, kendine uzatılan tabağı almış eline, tabağın içi çocuğun oynadığı toprakla doluymuş ve Buda bu tabakta bulunan toprağın hepsini yemiş. Ve şöyle seslenmiş müritlerine: 'O çocuk bana tamamen saf ve iyi NİYETiyle uzatmıştı o tabağı, kıramazdım onu.'

Sevgiler...

ayfer
10-14-2007, 02:27
Bilemiyorum ahmetgitar ben senin kadar önyargılı bakamıyorum belkide..
nasıl ki bir mevlana bir yunus emre gerçeği varsa... öyle bir tenisçi de yeryüzünde mutlaka olmuştur....
''Her şey sevmekle başlar''diyor şair.sevmek,hem de çıkarsız,hesapsız,riyasız..
Mevlana gibi ''yaradılanı yaradandan ötürü sevmek..''hatalarıyla,günahlarıyla...


Zaman geçiyor.. insanlık ölüyor,çıkarsız kimse kimseye yardım etmiyor,riyakarlık diz boyu,hep bir şüpheyle yaşıyor olduk belkide,güvensizlik en büyük sorunlarımızdan biri haline geldi...Belkide bütün bunlar biz inançlarımızı kaybettiğimiz için gerçekleşiyodur ne dersin..Anneannemin bugünün insanlarını gördükçe inanamayışı gibi..Ve anneannem gibi eski kuşak tağbir ettiğimiz büyüklerimizin ağzında hep aynı şikayet yokmudur''ESKİDEN BÖYLE MİYDİ''
Evet ben inanıyorum hala yeryüzünde biryerlerde mevlana gibi yunus emre gibi tenisçi gibi insanlar mutlaka var..polyanna gibi hayata hep pozitif bakabilen,insanların sadece iyi tarafları görmeyi başarabilen insanlar var...
İşte o yüzdendir ''Hayata bakışımız nasılsa hayatımız da o oluverir.''

MOSAD
10-14-2007, 10:08
''Hayata bakışımız nasılsa hayatımız da o oluverir.''
bu sözün üzerine The Secret kitabını herkese tavsiye ediyorum.
Saygılar.

ahmetgitar
10-14-2007, 14:47
Sevgili Ayfer, o kadar tatlı-güzel bir insansın ki; ne yazayım ben sana?

Ancak biliyor musun ben inancı olmayan bir insanım, yani şurada şöyle bir tenisçi vardır diye inanıp da üzerine yorum yapamam; ancak öyle bir tenisçi hakkında izler varsa gider araştırırım. Olmak istenen(inanç) ile olan şeyleri(gerçeğin acısı) birbirine karıştırmamak lazım.
Evet karşılıksız bir şey yapan insanlar yok mu, özellikle bu sitede? Elbette var.
Ama ben biraz hiççiyimdir(nihilism) pek kavramların,onun-bunun üzerine takılmamak lazım.
Örnek olabilmeli...
Maymunlarla bile dna mızın yüzde99 u aynı ise her insanla da aslında tamamen aynıyızdır. Hayatta kalmaya çalışırız, yeriz-içeriz, zamanı gelince de yok olur gideriz. "Bunun dışında ne bir buda ne bir bilge vardır(Sanskritçe metinden alıntı)"
Kendine bak, içine-ta derinliklerine; kendinde o tenisçinin ruhu var ise gerçekten, o tenisçi de gerçekten vardır. Çünkü dediğim gibi her insanın DNA sı aynıdır.
Ama 'yalan' ın o güzel ama sahte dünyasında yaşamaktansa; GERÇEĞİN ACI, VİRAJLI VE YOK EDİCİ cehenneminde ama doğru olanı yaşarım.

Kötü mü?
Kötü ama kabul et ki çok dürüstçe.
"İlk ahlaklı insan ben olmalıyım." böyle demiş Nietzsche...

Sevgilerimle...

ayfer
10-15-2007, 02:24
Yapma ahmetgitar sen gerçekten inançlarını kaybetmişsin...Evet insanların dna ları birbirine benzer ama birde şöyle düşün derlerya ''Bir elin beş parmağı birbirine benzemez''bence güzel bir tağbir..Aynı anne babanın çocukları olmasına rağmen aynı eğitimi almış olan kardeşler bile kişilik karakter olarak birbirinden o kadar farklı olabiliyorlar ki...
Evet hayat zor,virajlı,hatta yok edici de olabiliyor.Birçoğumuzun tek istediği yapmaya çalıştığı hayatın eteğine tutunmaya çalışmak öyle veya böyle..Belkide nasıl insan olacağımızı kendimiz belirliyor,seçimlerimizi ona göre yapıyoruz.Bazı insanlar tutunabilmek için hayatın gerçeklerine kaptırırlar kötü olmayı tercih ederler. Bazılarımız da kendi kişiliğimizden değerlerimizden ödün vermeden tutunmaya çalışırız.
Ben yüreğimin derinliklerine bakıyorum;ve o tenisçinin ruhunu görebiliyorum....

''Karşındakine değer verdiğin kadar insansın''diyor CAN YÜCEL


TAŞ YEŞERMEZ,GELMİŞ DE OLSA NEVBAHAR
TOPRAK OL DA BAK NE GÜLLER AÇAR
TAŞ GİBİYDİN,ÇOK GÖNÜLLER YIKTIN YETER..
TOPRAK OL DA ÜSTÜNDE HOŞ GÜLLER BİTER.
''MEVLANA''

ayfer
10-15-2007, 02:24
Yapma ahmetgitar sen gerçekten inançlarını kaybetmişsin...Evet insanların dna ları birbirine benzer ama birde şöyle düşün derlerya ''Bir elin beş parmağı birbirine benzemez''bence güzel bir tağbir..Aynı anne babanın çocukları olmasına rağmen aynı eğitimi almış olan kardeşler bile kişilik karakter olarak birbirinden o kadar farklı olabiliyorlar ki...
Evet hayat zor,virajlı,hatta yok edici de olabiliyor.Birçoğumuzun tek istediği yapmaya çalıştığı hayatın eteğine tutunmaya çalışmak öyle veya böyle..Belkide nasıl insan olacağımızı kendimiz belirliyor,seçimlerimizi ona göre yapıyoruz.Bazı insanlar tutunabilmek için hayatın gerçeklerine kaptırırlar kötü olmayı tercih ederler. Bazılarımız da kendi kişiliğimizden değerlerimizden ödün vermeden tutunmaya çalışırız.
Ben yüreğimin derinliklerine bakıyorum;ve o tenisçinin ruhunu görebiliyorum....

''Karşındakine değer verdiğin kadar insansın''diyor CAN YÜCEL


TAŞ YEŞERMEZ,GELMİŞ DE OLSA NEVBAHAR
TOPRAK OL DA BAK NE GÜLLER AÇAR
TAŞ GİBİYDİN,ÇOK GÖNÜLLER YIKTIN YETER..
TOPRAK OL DA ÜSTÜNDE HOŞ GÜLLER BİTER.
''MEVLANA''

ahmetgitar
10-16-2007, 00:50
Sevgili Ayfer,
Sana nitelikli bir açıklama yaptığımı düşünmüştüm ama yanılmışım, demek ki senin son yazdıklarınla da birleştirerek yeni bir ileti yazmalıyım.
İnancı kaybetmek zaten benim söylediğim bir şeydi ki, ben buna erdem diyorum. İnanç kaybetmek o kadar kolay bir şey değildir. Dedin ya ‘Bir eldeki beş parmak...’ diye; insan sürekli olarak normlarıyla yaşar deyimlerle, atasözleriyle, temennileriyle, değerleriyle ancak bunların hepsi soyuttur, her zaman soyutla yaşamak insana tarifsiz bir rahatlık verir, ta ki karşısına er geç çıkacak o somut duvara çarpana kadar. Gerçi ondan sonra yeniden normale-alışkanlıklara döner insan, ta ki defalarca ve defalarca giderek sertleşen duvarlara çarpana kadar. Kimi insan bu döngüyü sürdürür, kimisi de artık geriye doğru bakar ve bir şeylerin yanlış olduğunu fark eder, her zaman koşullanmalarla yaşamıştır ama artık o koşullanmalar ona dayanılmaz acılar yaşatmıştır. İşte o zaman o koşullanmaları kırar ki koşullanmaların zincirini kırmak gerçek bir zinciri kırmaktan çok daha zordur. Üstelik zincirle bağlı olmak kölelik ama rahatlık getiriyor olmasına rağmen normal insana. Kırar o zincirleri, yalnız ve çaresizdir ama özgür ve umutludur. Sanki aydınlanmıştır. O zaman anlar ki gerçek diye yutturulan şeyler sadece basit bir savunma mekanizmasından öte değilmiş. Aslında ahlaksızca-vurdum duymazca yaşamıştır o insan acıyı ve kederi bilmeden. Hep niyet etmiş, şiirler yazmış, toplumun değerlerini benimsemiş ama bunların hiç biri ‘Doğru’ kelimesinin ötesinde somut bir şey değilmiş öncesinde.
Sonra da benim gibi olmuş... Tenisçi gibi mi? Hayır asla. Sadece doğa yasalarına bağlı ve kendisinin tanrı olmadığını bilen biri. Kimse tanrı değil Ayfer, kimse cenneti sunamaz insanlığa. Hatta tanrı bile çok azına bahşetmiştir o güzelliği. Onda bile aslında asalakça bir hayatı görmüştür bilge kişi. Çok kişinin cehennemde yandığını bile bile, cenneti bile isteyemez o.

Bunlar sana bir şey anlattı mı? Anlattıysa devamını okuma aksi halde altta daha büyük bir şokla karşılaşabilirsin, inatla bunu istiyorsan hadi oku ama duvara çarpmaya hazır ol:
Ruhunun derinliklerinde tenisçiyi buldun mu? Bence hayır, eğer bulmuş olsaydın şu an bu satırları okuyor olmazdın. Çünkü her saat en az 2000 çocuğun önlenilebilir sebeplerden dolayı(gıda,ilaç yetersizliği vb.) öldüğünü biliyorsun . Ve işte senin şu an karşında duran bilgisayarın en az birkaç çocuğun hayatını kurtarabilir. Ne dersin onu sat hatta her şeyini sat ve git Çad’a, Svizland’a, Somali’ye ya da Sudan’a ve birkaç çocuğu ölmekten kurtar. Bunu yapabilecek durumdasın ama yapmayacaksın. Çünkü o tenisçinin ruhu sende yok. Neden biliyor musun?
Çünkü öyle bir tenisçi yok.
Önceki iletimde söylemiştim ‘Kötü ama kabul et ki çok dürüstçe’ diye, sana sorayım şimdi; ÖYLE DEĞİL Mİ?

Sevgilerimle...

Ahmet.

MOSAD
10-16-2007, 00:55
Ellerine sağlık Ahmet. Bende katılıyorum yazdıklarına kesinlikle.

sologitar
10-16-2007, 01:45
Tenisçinin hikayesi bence uydurma:)

ayfer
10-16-2007, 02:14
şuan ne yazacağımı şaşırmış durumdayım...yazdıklarının bir kısmına hak vermekle,katılmadığım düşüncelerinde var.Bugün kapanışımı herhangi bir deyimle ,alıntıyla,şiirle yani soyut kavramlarla bitirmiycem merak etme:)

şuanda aklıma ilk gelen şey sana somut olarak, çok severek dinlediğim şarkıyı göndermek geldi Ahmet

http://www.youtube.com/watch?v=39Gt-dO3-tY&mode=related&search=

ahmetgitar
10-16-2007, 14:38
Merhaba Sevgili Ayfer, sağol yolladığın eser için. Duygularını yine başkasının çizdiği yollardan bana sundun. Ben ise farklısını yapayım.
Sana bir şiir yazdım bu sabah, tamamen senin için.
Al onu...


Kapalıdır
ne sesini çıkarabilir,
ne de düzgün bir şekilde
nefes alabilir.
Ama inancı vardır, ölene kadar
tabuta girene kadar
kendisini kandırmayı, zincirlere bağlanmayı
kabul etmiştir fark etmeden.
Oysa ki bilmez ki;
aslında kapalı olduğu yer bir tabutun içidir.
Sonra bir ses duyar ona gerçeği fark ettiren, tabutunun
küçük bir deliğinden gelen.
'Gücün var, kalk kolayca aç onu, kurtar kendini' diyen.
Bir hamle yapar kapağı açar koayca
ama soğuk havayı hisseder.
Yadırgar,
oksijeni ilk kez çekiyordur ama;
boğazı yanar.
Sonra kapağı tekrar kapatır.
Aslında çaresiz, zincirli ve kilitlidir tabutta ama
RAHATTIR...Gözünü kapatır ve eski hayatını yaşamaya koyulur,
gözünü bir daha ikince kez açmamacasına ve bu sefer daha sıkı
gürültü yapar, dışarıdan gelen
bilge sese kulak vermemek için.


Ahmet.

ayfer
10-16-2007, 15:08
Tenisçiye bakış açılarım biraz farklı olmuş ben bunu gördüm...
Öncelikle şunu söylemek istiyorum sen zannediyorsun ki senin o duvar dediğin hayatın gerçeklerinden haberi olmayan atan tutan bir insan var karşında senin o gerçek dediğin şeylerden bende sana çok daha somut birşeyler yazmak istedim.

''Açlık ve Yoksulluk'' konferansında Talat Halman çarpıcı gerçekleri aynen şöyle anlatmıştı.2.Dünya savaşından bu yana altmış yıllık bir süreçte dünyanın askeri amaçla 50 ila 100 trilyon dolar harcama yaptığını,bu harcanan parayla tüm dünyadaki açlıktan ölümlerin önüne geçilebileceğini,bir nükleer denizaltıya harcanan parayla bir kaç üniversitenin,bir jet uçağı fiyatına bir hastanenin yapıldığını.Eğitim bilim kültür ve karın açlığı/na çözüm bulmayan,adamsendeci davranan bugünün dünyasını bir saatli bombaya benzetiyor Halman.Çok da doğru söylüyor.Ve Mevlananın sözünü ekliyor''Silahlarla cahillik bir araya gelince,dünyayı gaddarlıkla yakıp yıkan firavunlar ortaya çıkar''

Elimizdeki gücüinsanlığın kurtuluşu için harcayabilecekken,insanları yok etmek için topa tüfeğe yatırıyoruz.Dünya sağlık örgütü raporlarına göre dünya nüfusunun sadece 1/3yeterince beslenebiliyor.1/3 ü yetersiz besleniyor.1/3 ütamemen aç.Bizler 1,2,3,4..diyene kadar bile bir insan açlıktan ölmüş oluyor.Ve en acı gerçek,bu yıl da eğer bir şeyler yapılmazsa tam dört milyon kişi göz göre göre açlıktan ölecek....

Evet kimse tanrı değil Ahmet.Ama ''birlikten kuvvet doğar''değil mi?belki diyeceksin sen üzerine düşeni yapsana ..sahilde denizanalarını tekrar denize atan çocuğun hikeyesini biliyorum ve doğru buluyorum...Kendi adımada şunu söyleyebilirim ki hayal aleminde yaşamıyorum kendi adıma duyarsız bir insan olmadığımı yüreğimde merhametin vicdanın çokca yer aldığını çevremde yardıma ihtiyacı olan insanlara,hayvanlara elimden geldiğince yardım etmeye çalışan bir insan olduğumu düşünüyorum.

Şunu da söylemeden edemeyeceğim evet şuanda karşımda bana ait olmayan bir bilgisayar var.taşıdığım cep telefonu ise 2003 de 2.el olarak aldığım telefon.Karşında da hayatın gerçekleriyle çok küçük yaşlarda tanışmış,hala hayatın eteğine tutunmaya çalışanlardan biriyim sadece..Yani şuan elimde çalışıp da zar zor biriktirerek aldığım Gitarımdan başka hiçbirşeye sahip değilim.
''Kimse bilmez''

Sizler inanmamakta özgürsünüz tabi bana göre insanoğlu inançlarıyla yaşar.. Ben hala yeryüzünde az sayıda da olsa tenisçi gibi insanların var olduğuna inanıyorum....
Sevgiyle kalın

ahmetgitar
10-16-2007, 18:19
Sevgili Ayfer,
konuyu kişiselleştirmemeli. En azından şu an için. Sen elbette daha iyi bir telefonu ve bilgisayarı hak ediyorsundur, bu benim için sorun değil, sonuçta tenisçiye İNANAN ben değilim. Elbette daha iyi gitarın olacak, başkasının da daha iyi arabası, fabrikası olanın daha gelişmiş bir fabrikası. Hatta dünyanın en zengin ikinci adamı da sonuna kadar gidip birinci zengini olmalı...
Yani bunlar yadırganacak şeyler değil. İyinin sonu yok ki.
Benim bir gitarım bile yoktu, şimdi ise çok pahalı ve kaliteli gitarlarım var. Çünkü bunu istemiştim. Hiç bir zaman da zaten 'Bundan daha iyisini almayacağım, onun yerine Afrika'ya yardımda bulunacağım' demedim(ne dürüst bir açıklama değil mi? Tam tersini söylemek de kolaydı şu an).Emin ol ki sen de demeyeceksin; bu gün 2003 model yarın 2010 model telefonun olacak, bu süreç değişmez.
İnsanoğlu her zaman aynıdır yazmışsın ya Açlık ve Yoksulluk konferansı hakkında, emin ol ki o konferans da bol yıldızlı otellerde kalan insanlarca yapıldı.
Çünkü bu bir gerçek. Gerçeklere asla inançlarla ulaşamazsın, inançlar sadece ulaşılamayacak başka umutları getirir insanın önüne. İnsanın kanadı olmadığı gerçeğini bile, uçmaya inanan insanın İNANCI, yalana dönüştürür.
Arabesk çok hoştur, insana kendisini insan gibi(!) hissettirir ama sadece boş-kuru laf ve davranıştır. Bir örnek vereyim mi?
Geçen bir maç olmuş Moldova ve Türkiye arasında, ben milli takımımızı sevmediğim için izlemedim. Bir gün sonra Cumhuriyet'te maç öncesi Türk(birisi Brezilyalı gerçi) futbolcuların maç öncesi asker selamı verdiği yazıyordu. İnsanlar gözyaşlarına boğulmuş.
Çok duygulu değil mi? Bence bu bir saçmalık... Tabi aynı gözyaşlarına boğulan insanlar gerçek şehit haberlerinde de göz yaşlarına boğulmadıysa. Bir asker ölür, bu sadece bir haberdir ama bir futbolcu asker selamı verir, bu insanları ağlatır. Ben gerçeği düşünüyorum yalanı değil. Ben gerçekten ağladım o haberde yani 13 askerin üzerine roket atıldığını duyduğumda. Ama bunu söylemem bile kanımca ilk ahlaksızca hareketim oldu bu başlıktaki. Çünkü insanlığımı göstermeye çalıştım.
Metin Akpınar şehit ailelerine yardımda bulunmuş, dün geldi kulağıma; sana bu satırları yazarken içerden gelen bir ses,tv de ne var biliyor musun? Metin Akpınar tv de bu 24bin YTL yi konuşuyor. Hayat budur; Buda Bodhi ağacı altında yıllarca düşündükten sonra kalkmış ve 'İyilikten iyilik, kötülükten kötülük doğar' demiş. Sonuçta dünya bile tam yuvarlak değil; portakal biçiminde, belki de herşeydeki sorun en başta buradan başlıyor ve kötülüğün içerisinde bataklıkta yüzen insanlar oluyoruz.
Tenisçiye İNAN, madem bu seni MUTLU(!) ediyor ama gerçekleri de gör.

Sevgiler...

Ahmet.

ayfer
10-17-2007, 01:20
ben yaşamın gerçeği içerisinde yaşıyorum zaten o gerçeklerin içerisinde yaşayıpta görmemek mümkün mü acaba? Ama her insanı ayakta tutabilen şeyler vardır işte ben inançlarım sayesinde ayakta durabiliyorum beni var eden umutlarım..(imzamdan da anlaşılacağı gibi)
Evet Ahmet senin de dediğin gibi ben bunlarla mutluyum bu da benim seçimim olsun...

Sevgiyle kal...

karis
10-28-2007, 02:11
Cok enteresandır, buradaki tartisma her iki birey icin de tek tarafli bir tartisma, bir monolog olmus... Sevgili ahmetgitar budist bir varolusculugu sanirim ayfer hanima kabul ettirmeye calisirken, ayfer hanim da Simurg'u aramak icin yollara dusmemiz gerektigi konusunda bizi ikna etmeye calisiyor... Burada uc sey soylemek istiyorum...
1)- Gercekten ortadaki tartisma ve ana fikir anlasilmiyor...
2)- İlginc bir sekilde, hayatina bakarsak, Buda bir insanın öldürülmesi emrini vermistir ve bu Budizmin en buyuk skandallarından bir tanesidir... Ama bu tabi ki bu onun degerini dusurmez... Demek istedigim, insan bir gun o tenisci gibi olabilirken, diger bir gun bir seytan olabilir... Sartlar degisince insan degisir... Bazen icsel sartlardan dolayı... Sevgili ahmetgitar kavramlardan kacalim ve nihilist olalim diyor ama aciktir ki, budanin da dedigi "evreni hayaller insa eder" Ama tabi ki ilkel Buda'nın goremedigi bunun tersinin de dogru oldugudur... Bunlar örgü biçiminde bir dayanışma halindedir. Yani once muzik yapmak isterim ve bir gitar alirim... Simdi gitarım vardır... Bu sefer de hayalimi gitarım belirler... X sarkisini calarak muzik yapmak gibi...
3)- Ayfer hanima da sunu soylememiz lazim... Rivayete göre Simurg 30 kuş demek degil midir?

Sonuc itibariyle, bir gece oturup insan benim elimde neler var demeli, ne yapmaliyim diye sormalidir... Bu konunun basligi yani "hayata bakisimiz nasilsa hayatimiz da o oluverir SİKİRITÇI yaklaşımı" basari icin, mutlu olmak icin gerekli ama yeterli degildir; cunku yarin kolumuz kopabilir, savas cikabilir vs. vs.

Bu SİKİRITÇI, özünde gerçeklik payı olan (yani kimi zaman gerekli olan bir zihin durumu bence) ama büyük oranda, suratinda koyunvari bir gulumse bulunan bir toplum yaratmaya yarayan bu "modern dinin" en güzel eleştirisini gene Buda'ya bırakalım:

Birgün Buda yolda yürüyormuş. Meditasyon yapan bir adam görmüş. Ne yapıyorsun diye sormuş adama. Adam demiş ki: "Burada günlerce meditasyon yapıp Buda gibi olacağım." Buda adamın yanına oturmuş ve eline iki tane taş almış; bunları sürtmeye başlamış. Adamın dikkatini çekmiş: Ne yapıyorsun? demiş adam... Buda cevap vermiş: Bunları günlerce sürteceğim ve cam olacaklar... Adam gülmüş ve demiş ki: "Ha ha hiç taşlar birbirine sürtülerek cam olur m? Buda da gülerek cevap vermiş: "Hiç böyle oturarak Buda olunur mu?" :)

Saygilar & Sevgiler