PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Müzik Mars’tan mı geldi? (Kitap)


fernando
01-15-2008, 17:00
Müzik Mars’tan mı geldi?

ÖMER FARUK ES
Düşünce tarihinde, müziğin özüne dair iki uç düşünce her zaman karşı karşıyadır. Biri, müziğin genel itibariyle taklit ve temsil özelliğinin bulunduğunu ve duyguları ifade ederek üzerimizde etki bıraktığını öne sürerken, diğer görüş, müziğin sadece bir ses sanatı olduğu ve duyularla algılanabilecek hazlar üretmekten başka bir özelliği olmadığını, dolayısıyla dinleyiciye herhangi bir bilgi aktaramayacağını savunur.
Felsefeci ve müzikolog Aaron Ridley’in Dost Kitabevi Yayınları’ndan çıkan Müzik Felsefesi: Tema ve Varyasyonlar adlı eseri, müziğin diğer sanatlardan ayrı ve özerk olduğunu ve dış dünyayla bağlantısı bulunmadığını öne süren bu ikinci teze karşı çıkıyor. Müziğin sadece anlaşılamayacak seslerden ibaret olmadığını ve hakkında daha derin sorulara cevap aranması gereken bir sanat olduğunu düşünenlerin ilgisini çekecek Müzik Felsefesi: Tema ve Varyasyonlar, Bach ve Debussy gibi bestecilerin eserleri etrafında yapılandırdığı beş farklı tema ile ortodoks müzik anlayışını eleştiriyor.

Ridley, müziğin diğer sanat dallarından özerk olarak değerlendirilmesine “müzik hayatın bir parçasıdır” görüşüyle karşı çıkıyor. Aslında fazlasıyla klişe olan bu ifade Ridley’in tema olarak aldığı “anlama”, “temsil”, “ifade”, “performans” ve “derinlik” isimli başlıklarda tamamen farklı bir düşüncenin sözcüsü oluyor. Kitapta, Ives’in “Karanlıkta Central Park” adlı yapıtının içerdiği atonal karakter ve aykırılıktan yola çıkarak, müzikte ölçü, ritim, armoni gibi öğelerin, müziği anlama adına nasıl bir konuma sahip olduklarını açıklıyor yazar. Ardından, Debussy’nin “Batmış Katedral”ini temsili bir yapıt gözüyle değerlendirerek, “özerklik saplantısı” olarak adlandırdığı müziğin sadece müzikle ilgili olabileceği tezine aykırı düşünceler ortaya koyuyor. Müziğin, duygulara ve sezgiye hitap eden yönü ele alınırsa, Ridley’in verdiği cevaplar, konuyla bağlantılı olabilecek birçok soruyu yanıtlamış oluyor. Dolayısıyla, Ridley’in karşı çıktığı düşünceler, okur üzerinde, okurun kendi düşünceleriyle de birleşen, kişisel bir müzik felsefesinin de oluşmasına katkı sağlıyor. Bu katkı, müziğinin ifade sınırlarını veya sınırsızlığını belirlemeye çalışan genç müzisyenler açısından kayda değer bir nokta.

Ele alınan bir başka konu, “müzikte ifade”, saf olarak addedilen enstrümantal müziğe farklı bir boyut kazandıran şiir metinleriyle ilgili. Müziğin özerkliğinin savunulduğu yaklaşımı belirgin bir biçimde eleştiren Ridley, ‘şarkı’ kavramını irdeliyor. Bu bağlamda ‘saf’ olarak adlandırılan içsel müziğin sınırlarını değerlendirme eğiliminde. Sonrasında “performans” başlığı altında değerlendirdiği Bach’ın “Chaconne” adlı eserine atıfta bulunarak, şarkıya duyulan önyargıyı açıklıyor ve performasın müzikteki yerini belirliyor. Bu kısımlar, bir müzisyenin özgün bir biçimde oluşturmak isteyeceği müziğin içeriğine ve onun sunuluş biçimine dair geniş bir düşünce alanı oluşturuyor.

Kitabın belki de en ilgi çekici ve diğer kısımlarda sorulan sorulara genel anlamda cevap olabilecek düşünceleri içeren bölümü “Müzikte Derinlik” adını taşıyor. İfadenin, anlamın ve temsilin derinlik üzerine olan etkisi, Ridley tarafından dolaylı olarak sınanmış. Müzikte derinlik anlayışının Beethoven’in “Beşinci Senfoni”siyle açıklanmasının yanı sıra, derinlik adına farklı tanımlar görüyoruz. Müziğin derinliğini saptama adına ipuçları veriyor yazar. Genel olarak karşı çıktığı, müziğin diğer sanatlara kıyasla tamamen özerk ve kavranamaz olduğu düşüncesini, müziği Mars’tan gelen bir bilinmez olarak değerlendirmeye benzetiyor Ridley. Sunduğu temalarla bu tezi enine boyuna eleştirmiş ve bir teste tabi tutmuş. Bir nevi karşı tez niteliğinde olmasına rağmen genel olarak ortaya çıkardığı düşünceler itibariyle düzenli bir müzik felsefesine de sahip olan kitap, müzisyen adaylarının ve müziğe tutku duyanların es geçmemesi gereken bir kaynak.

Kitap, yazarın cevapladığı sorulara ek olarak, yeni sorular da ortaya koyuyor. Ridley’in, müziğe ilişkin temel koyucu sorunları ele aldığı kitap, meraklısının belleğinden kolay kolay silinmeyecek nitelikte. Müzik Felsefesi: Tema ve Varyasyonlar’ı okuduktan sonra, dinlediğiniz müziği yeni sorularla sınamaya çalışacak ve kitapta tartışılan konular üzerinde uzunca düşüneceksiniz.
Sayı: 24
Bölüm: Müzik